Mademki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insanı şekilde biçimlenmelidir. Karl Marx

Ev genci lafını ilk duyduğumda şaşırmadım desem yalan olur. Zaten bu bozuk acımasız düzen hepimizin son damlasına kadar kanımızı emmeden sömürüden vazgeçmeyecek gibi durmakta olduğunu başta belirtelim. Mesleğimiz gereği genellikle sağlıkla ilgili yazdığımızdan olacak, onun ayrılmaz parçası olan eğitimin yurdumuzdaki içler acısı durumunu bir hekim olarak kaydetmemek, yazmamak ol(a)mazdı. Karınca kararınca adı eğitim olan sorunun ne durumda olduğunu belirtmekte yarar görüyorum. TEDMEM yani Türk Eğitim Derneği geçenlerde bir rapor yayınladı. Bir bakışta eğitim 2022. Türkiye üzerine değerlendirme ve öneriler başlığı altındaki bu raporda; Türkiye’deki ve OECD ülkeleri arasındaki ev gençleri gerçeğini gözler önüne sererek bize adeta Tokat attı. Sevgili Aziz Muhammet Ulubaş’a bu konuda desteği için teşekkür ediyorum.

Ortaöğretim öğrencileri daha fazla risk altında

25-29 yaş arasını kapsayan ve genç sınıflamasında değerlendirilen bireyler arasında, ne eğitimde ne de istihdam da bulunan gençlerin oranı; OECD ülkeleri arasında yüzde 12,1 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 27,4 seviyelerinde bulunmuştur. Ayrıca TEDMEM raporunda eğitim düzeyi; ortaöğretimi tamamlamamış bireylerin, diğerlerine oranla çok daha fazla risk altında bulunduğunu belirtmiştir. OECD ülkelerinin ortalaması bu yaş grubunda ele alınmış olup, ortaöğretim mezunu olmayanların oranı yüzde 42,2 iken, Türkiye’de de bu oran yüzde 47,3 seviyelerinde olduğunu gözlüyoruz.

Türkiye ortaöğretim mezunlarının istihdam edildiği en düşük OECD ülkesi konumunda

TEDMEM raporunda; OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin hem yükseköğretim mezunlarının hem de ortaöğretim mezunlarının istihdam oranlarının en düşük olduğu net olarak vurgulanmıştır.

25-64 yaş aralığında Türkiye yüzde 57 dilimlik oranla OECD ülkeleri arasında son sırada bulunmaktadır. Türkiye ayrıca hem yükseköğretim hem de ortaöğretim mezunlarının istihdam oranlarının en düşük olduğu OECD ülkesi olarak dikkat çekmiştir.

OECD’de yüzde 6, Türkiye’de yüzde 14

Yine aynı derneğin hazırladığı raporda işsizlik durumları da öne plana çıkarılmıştır. OECD ülkelerinde; 25-34 yaş aralığındaki gençlerde, yükseköğretimden mezun olanlarının işsizlik durumu yüzde 6, meslek yüksekokullarından mezun olanların oranı yüzde 8, ortaöğretim mezunu olmayanların oranı ortalama yüzde 15 seviyesinde olarak rapor edilmiştir. Türkiye’de ise açıklanan tabloya bakıldığında 25-34 yaş aralığındaki gençlerin yükseköğretimden mezun olduktan sonra işsizlik oranı yüzde 14, ortaöğretim mezunu olanların oranı yüzde 13 ve ortaöğretim mezunu olmayanların oranı yükseköğretimden mezun olanlarla aynı durumda olarak belirtilmiştir.

Eğitim düzeyi yükseldikçe işsizlik oranı artıyor

TEDMEM’e göre “Türkiye’deki işsiz nüfus içinde; 12 aydan uzun süredir işsiz olanların OECD ortalamalarının tam tersine, eğitim düzeyi yükseldikçe artmaktadır. Yükseköğretim mezunu işsizlerin yaklaşık yarısı;12 aydan uzun süredir işsiz” denilmiştir. Ayrıca raporda; Türkiye’deki 25-34 yaş aralığındaki genç yetişkinlerin, çalışmayan ve iş aramayanların oranı ortaöğretim mezunu olmayanlarda yüzde 40; ortaöğretim mezunlarında yüzde 30 ve yükseköğretim mezunlarında da yüzde 18 olduğu belirtilmiştir. OECD ülkelerinin ortalamasında ise sırasıyla bu oranların yüzde 32, yüzde 17 ve yüzde 10 olduğu özellikle vurgulanmıştır. Özellikle 12 Eylül 1980’den sonra sağlıkta ve giderek eğitimde uygulanan bilinçli ve programlı uygulanan neoliberal politikalar dışa bağımlılığı daha da arttırmış, sağlık ve eğitim yoksul halk tabakaları için adeta erişilmez olmuştur. Eğitim ve sağlığın niteliği düşmüş, ülkemiz sağlıksız, eğitimsiz insanlar topluluğuna dönüşmüştür. Bu tablo son yirmi yılda inanılmaz bir hale dönüşmüştür. Yazık ki ne yazık!

Sözümüzü bu kasvetten kurtarıcı bir türkü ile bitirelim. Dursun Ali Akinet ve Mehmet Gümüş’ün kaynaklık ettiği “Turnam Başım Darda Benim” türküsü bende her zaman eğitimin ve sağlığın düştüğü bu inanılmaz durumu anımsatır. Maalesef saçımıza kar yağdırdılar.

Başım öne eğdirdiler, yüzüm yere değdirdiler, saçıma kar yağdırdılar, yaz ile baharda benim…

Sevgilerimle…