Tüm yurdu etkisi altına alan kuraklık, dikkatleri sulama yatırımlarına çevirdi. Zengin su kaynaklarına sahip Ege Bölgesi’ndeki sulama yatırımlarının çok eski olduğunu belirten Dr. Çakıcı, “Bölgemizde 40-50 senelik yatırımlar var. Devlet buradaki sulama yatırımlarına öncelik vermeli” dedi.

NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER

Türkiye, son 52 yılın en kurak kış mevsimini geçiriyor. Kuraklık; ülkenin 7 bölgesinde de kendini gösteriyor. Barajlar beslenemiyor, yeraltı suları neredeyse tükendi, tarımsal alanlarda biyoçeşitlilik azaldı. Yağışlar önceki yıllarla karşılaştırıldığında yüzde 40,6 azaldı. Geçen yıla göre ise yüzde 31 azalan yağışlar tehdit oluşturdu. Durum; dünyayı besleyen İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi bütün Akdeniz ülkeleri için geçerli. Bu da önümüzdeki dönemde tüm dünyada gıda fiyatlarının daha da artacağını gösteriyor. Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan ve “Kışın susuz kalan tarımsal bitkilerin acı tablosu yazın önümüzde olacak” diyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, ülkede sulama yatırımlarına öncelik verilmesine vurgu yaptı. 

KIŞ MEVSİMİNDE ÇİFTÇİ SULAMA YAPIYOR

Kış mevsiminde çiftçinin sulama yaptığını söyleyen Dr. Çakıcı, kış bitkilerinin gelişim göstermediğini ifade etti. Dr. Çakıcı, “Kuraklığın kısa ve uzun dönemde mutlaka etkileri olacak. Çok fazla yağış eksiğimiz var. Yağışsız gün sayısı çok fazla, yağışların arası çok açılıyor. Yağış miktarı az ve bu miktar tamamlanamıyor ve bundan sonra da tamamlanması çok zor. Şiddetli yağışlar da istenmeyen bir şey. Bu arada hava sıcaklıkları da çok yüksek seyrediyor. Şu anda kışlık sebzelerde erken gelişim oluyor, çiftçi sulamak zorunda kalıyor, bitki; nem eksikliğinden gelişmediği için küçük kalıyor. Uzun vadede kar yağışı yok, dolayısıyla yüzey suları oluşmuyor. Göller, barajlar dolmuyor. Bu durumun etkisini yazın göreceğiz. Kar yok, yeraltı sularında seviye düşüklüğü mutlaka olacaktır. Bunu geçen sene de yaşadık. Çiftçi normal sulama kanalarından eksik su aldı. Dolayısıyla bazı ürünlerini sulayamadı. Pamuk ve mısırda özellikle ciddi sıkıntılar oldu. Yeraltı sularına yüklenildi, yeraltı suları düştü. Çözüm yeraltı suları olunca da bu sefer elektrik ve mazot masrafı arttı” dedi.

YAĞIŞ OLMAZSA ÜRÜN ZEHİRLENİR

Dr. Çakıcı, “Çiftçi buğday gibi ürünlerde yağışı ön görerek azotlu gübreleme yapar. Ama yağış olmayıp, gübreyi de atmışsa bu durum ürünün yanmasına sebep olabilir. Kuraklığın üzerine bir de sıcaklıklar var. Kış olmadı. Kışın olmaması meyvenin de olmaması demek. Çünkü meyvelerin soğumaya ihtiyacı var. Meyvelerin uyuması ve dinlenmesi gerekiyor. Kış döneminde bu olmayınca, bitki soğuklama ihtiyacını karşılamayınca verdiği çiçekler baharda düşecek” yorumunda bulundu. 

DÜNYADA GIDA FİYATLARI YÜKSELECEK

Aslanoğlu: Dayanışma için tam kadro sahadayız Aslanoğlu: Dayanışma için tam kadro sahadayız

Kuraklığın dünyayı besleyen bütün Akdeniz havzasındaki ülkelerde yaşandığını vurgulayan Dr. Çakıcı, bu durumun önümüzdeki dönemde tüm dünyada gıda fiyatlarının artmasına sebep olacağının da altını çizdi. Dr. Çakıcı, “Bütün Akdeniz havzasında durum böyle. Dünyayı da bu havzadaki İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkeler besliyor. Bu durum gıda fiyatlarının yükseleceğini gösteriyor. Yem bitkileri de azalacaktır, dolayısıyla hayvancılık sektörü de zorlanacak, et ve sütü de daha pahalı tüketeceğiz” dedi.

SULAMA YATIRIMLARINA ÖNCELİK VERİLMELİ!

Ege Bölgesi’nin bulunduğu coğrafi yapısından dolayı avantajlı olduğunu belirten Dr. Çakıcı, bölgede sulama yatırımlarına öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Çakıcı, “Su seviyelerinin düşmesi, barajlarda sulama kanallarına verilecek suların azalması yaz döneminde pek çok üründe sıkıntı yaşayacağız. Pamukta, mısırda, sebzede… Ege Bölgesi’nde sulu tarım yapılıyor. Buradaki susuzluğun sıkıntısını çok yaşayacağız. Orta Anadolu’da zaten yeraltı sularına çok yüklenildiği için bu mevsimde sulama ihtiyacı duyuyor. Bu duruma gelindi, bu çok sıkıntılı… Obrukların oluşumu coğrafi yapıdan da kaynaklanıyor. Dolayısıyla Ege Bölgesi’nde bu tür obrukların oluşması, coğrafi yapısı gereği zor. Ege Bölgesi’nin avantajı; kirletilmezse nehirler var. Bakırçay Havzası, Gediz, Büyük-Küçük Menderes var. Ama maalesef bu suları hem kirletiyoruz, kullanamıyoruz hem de yeterince sulama yatırımı yok. Bölgedeki sulama yatırımları çok eski. 40-50 senelik sulama yatırımları var buralarda. Bu sulama yatırımlarına devlet öncelik vermeli. Yeraltı suyu rezerv sudur aslında, öncelik yüzey sulamasıdır. Yeraltı sularına yüklenilince bu rezerv tüketilmiş oluyor. Yeraltı suları gittikçe daha da derine iniyor, bu sene daha ne kadar gidilecek? Merak ediyoruz açıkçası” diye konuştu.