KABAHATİN ÇOĞU BİZDE!

▪Mitolojik anlatıya göre; 4 Aralık tarihi Roma İmparatorluğu zamanında babasının gazabından kaçarak, madencilerin çalışmakta olduğu bir mağaraya sığınan ve bu madenciler tarafından korunarak daha sonra azize kabul edilen Santa Barbara’ya atfedilmiş bir gündür. Olayın İzmit’te yaşamış olması ve efsanenin geçtiği mekanların Anadolu olmasının da bizler açısından ayrı bir önemi vardır. Madencilerin koruyucu azizesi olarak kabul edilen Santa Barbara’nın 4 Aralık tarihinde bu mağaraya yerleşmesi ve mağarada çalışmakta olan madencileri koruyor olmasına inanılması, önce Anadolu’da daha sonrada Avrupa ve tüm dünyada “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanılmasına neden olmuştur.

Madenciler ve iş cinayetleri ile ilgili yazı istendiğinde, aklıma Soma’da yakinen tanıdığım ve amiyane tabirle pisi pisine kaybettiğimiz ALİ FAİK İNTER ve TAHİR ÇETİN’i anımsarım. Ankara’dan Soma’ya dönüşte, Kırkağaç yakınlarında uykusuzluk ve yorgunluk nedeniyle trafik kazasında sonsuzluğa uğurladığımız, adeta bilinçli taksirle ölüme gönderilen bu iki yiğit maden emekçisini saygıyla anıyorum. Işıklar içinde uyusunlar.

Hacettepe Tıp Fakültesi öğrencilik yıllarımızdaki TOPLUM HEKİMLİĞİ derslerimizde; hocalarımız devamlı bizlere; “İnsanların ölümünü Koruyucu Hekimlik ilkeleri göz ardı edilmese azaltabilir, çoğunu önleyebiliriz” derlerdi. Üzerine basa basa bu gerçeği kafamıza sokmuşlar ki hiç unutamıyorum. Ama biz bir türlü bu kadar acımasız anamalcı düzenin olacağına, bunu yapabileceklerine olasılık veremeyip, bu saptamalara inanamazdık. Şimdi düşünüyorum da hocalarımız yerden göğe haklılarmış. Koruyucu Hekimliğin önemli bir bölümü İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ olup, İş kazalarının önlenememesi yüzünden dünyada her gün 5 bin, ülkemizde de ortalama 5’e yakın işçinin, iş cinayetleri nedeniyle ölmekte olduğunu anımsatmak ta yarar görüyorum. Bu cinayetler kader ve alın yazısı değildir. Bu katliamlarda da Avrupa’da birinciyiz dersem inanmayacaksınız!

Hep sorunları güzel yazıyorsunuz da ;nasıl bu acı tablolardan kurtulacağımızı da yazsana diyorsunuz. Nazım Hikmet Usta’nın dediği gibi kabahatin çoğu sizde güzel kardeşlerim. Uykudan uyanıp haykırmanız bile yeter!

Koyun gibi olmayalım derim.

koyun gibisin kardeşim,

gocuklu celep kaldırınca sopasını

sürüye katılıverirsin hemen

ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,

hani şu derya içre olup

deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.

ve bu dünyada, bu zulüm

senin sayende. (Nazım Hikmet Ran)

Sevgilerimle…