Bugün size savaş üzerine bir yazı hazırladım. Bilgileri Wikipedia’dan derledim. Savaş veya harp; ülkeler, hükûmetler, bloklar ya da bir ülke içerisindeki toplumlar, isyancılar veya milisler gibi büyük gruplar arasında gerçekleşen silahlı çatışma. Savaşlar genellikle dini, millî, siyasi ve ekonomik amaçlara ulaşmak için gerçekleştirilir. Kullanılan silahlara, amaçlara, taraflara ve gerçekleştiği yerlere göre farklı şekillerde adlandırılır: nükleer savaş, soğuk savaş, iç savaş, dini savaş (cihad, haçlı seferi), dünya savaşı, gerilla savaşı ve biyolojik savaş gibi. Günümüzde devam eden silahlı çatışmalar. Renkler, mevcut ya da geçen takvim yılındaki ölüm sayılarına göre belirlenmiştir:

Büyük savaşlar, 10.000 veya daha fazla ölüm. Savaşlar, 1.000-9.999 ölüm. Küçük çatışmalar, 100-999 ölüm. Çatışmalar, 100’den az ölüm. Farklı toplumlarda savaşın neden olduğu ölüm yüzdelerinin karşılaştırılması. Keeley’in kitabına göre, modern batı toplumları, tarihsel kabilelere göre daha şiddetli veya savaşa eğilimli değildir. Bu çubuk grafik, 20. yüzyılda Avrupa ve ABD ile Yeni Gine ve Güney Amerika’daki sekiz kabile toplumunda (Jívaro, Yanomami, Mae Enga, Dugum Dani, Murngin, Huli, Gebusi) savaşın neden olduğu erkek ölüm yüzdelerini karşılaştırmaktadır. Grafik, Medeniyet Öncesi Savaş (War Before Civilization) kitabına dayanmaktadır. Günümüzde savaşlar Birleşmiş Milletler tarafından bazı temellere ve kurallara dayandırılmıştır. Geçmişte yapılan savaşların aksine günümüzdeki savaşlarda özellikle sivillerin öldürülmesini engellemek, ülke ya da kitleleri yok etmektense onları güçsüz bırakmak güdülmektedir. Ancak buna rağmen günümüzde de trajediler yaşanmaya devam etmektedir. Örneğin, 1990’lı yıllarda Kuzey Afrika’da çıkan iç savaşlarda ve kabile savaşlarında 1 milyonun üzerinde insan ölmüştür. 2003 yılında başlayan Irak Savaşı’nda çok sayıda asker ve sivil ölmüştür. Uluslararası hukukta silahlı direniş hareketleri başlatmış olduğu savaşın kabul edilebilirliği ve yasallığı üzerine, en az 1899’dan günümüze kadar, savaş hukukunun bir dizi uluslararası antlaşma düzeyde belirlenmesi yoluyla ilk büyük girişim gerçekleştiğinden bu yana savaşın direniş hareketi olarak kapsanması konusunda anlaşmazlık yaşanmaktadır. Yakın tarihte, 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’ne 1977 yılında eklenen I. Protokol olarak anılan “Uluslararası Silahlı Çatışmaların Kurbanlarının Korunması ile İlgili Protokol”; 1. ve 4. maddede silahlı çatışmalara atıfta bulunarak” insanların sömürgecilik hakimiyeti, yabancı işgal kuvveti ve ırkçı rejimlere karşı” savaşın yapılabileceğini öngörür. Ancak tüm bu ayrımlar politik birer yargıdır, iktidarların uygulamalarından öte uluslararası hukuk da bu konuda net bir ayrım yapmamakta ve en ciddi insan hakları ihlallerine karşı bile örgütlü bir direniş hakkı tanımlamamaktadır. Zira bu durum soykırım ve devlet terörü gibi suçlara karşı savaş hakkını engellemekte, insanlığa karşı suçlar ve büyük çapta savaş suçlarına karşı mücadeleyi zayıflatmaktadır. Savaş ilanı, bir devlet ya da milletin diğerine karşı savaşı öngören irade beyanını gösteren resmî bir eylemdir. Bu ilan, iki veya daha fazla devlet arasında savaş hali yaratmak için ulusal bir hükûmetin yetkili organı veya yetkili kişisi tarafından irade beyanını sunan bir konuşma eylemi veya bir belgenin imzalanması sonucu tamamlanabilir. Savaşan taraf, uluslararası hukukta, iki veya daha fazla (genellikle) egemen devletin, bir savaşa girme durumunu göstermek için kullanılan bir terimdir. Savaşlar, 51. maddesi uyarınca (Birleşik Krallık’ın Falkland Savaşı’nın başlangıcından (1982) önce yaptığı gibi) Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının himayesinde (Körfez Savaşı için yasal yetki veren 678 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Çözümü gibi) kendiliğinden savunma hakkını ihlal eden bir çatışmaya karşı bir veya birden çok tarafla çatışarak gerçekleşir. İç silahlı çatışma durumunda, bu çatışmanın tarafı olan devlet dışı aktörlerin hukuki açıdan değerlendirilmesi, o silahlı çatışmaya uygulanacak uluslararası hukuk kurallarını da belirlemektedir. Zira tarafların ve aynı zamanda çatışmanın niteliğine göre iç silahlı çatışmanın gerçekleşmesi olasılığı olduğu gibi, iç silahlı çatışmanın uluslararası nitelik kazanması olasılığı da bulunmaktadır. Başkaldırı, iç silahlı çatışmaların başlangıç aşaması olarak değerlendirilir. Başkaldıran gruplara asi ya da savaşan taraf statüleri tanınabilir. Savaşan statüsünün tanınması, iç silahlı çatışmaların uluslararasılaşması sonucunu doğuran aşama olarak değerlendirilebilir. Başkaldırı, tek başına uluslararası silahlı çatışmalara uygulanan insancıl hukuk kurallarının uygulanması için yeterli bir durum değildir. Hatta yalnız iç silahlı çatışmalara ilişkin düzenlemelerin uygulanması bile, bu grupların gerçekleştirdikleri eylemin belirli bir eşiği geçmesine bağlıdır.