Geleneksel medya, yerini dijital içerik platformlarına bırakıyor. Televizyon dizilerinin ve reklam sürelerinin her geçen gün artmasına karşın dijital içerik platformlarında 'özgür ve özgün içerik' olarak sunulan diziler, izleyicinin ilgisini çekiyor. Televizyon ve dijital mecralardaki diziler, Yaşar Üniversitesi'nde 'Yeni Ekran Yeni Dizi' panelinde tartışıldı

Geleneksel medyanın vazgeçilmezi olan diziler, dijital içerik platformlarında kendisine yer bulmaya başladı. Böylelikle dijital içerik platformları, televizyona ciddi bir rakip oldu. Cep telefonlarına kadar giren dijital içerikler, istenilen her an her yerde izlenebiliyor. Televizyonun en çok izlendiği altın saatler (Prime Time), olarak adlandırılan zaman diliminde Türk dizilerinin her geçen gün artan süresi ile tüm akşama yayılması izleyicinin, 'özgür ve özgün içerikler' olarak sunulan dijital içerik platformlarına kaymasına neden oldu. İzleyiciler, televizyon ve dijital dizi izleyicileri olarak ikiye ayrıldı.
Bu çerçevede Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi, 'Yeni Ekran Yeni Dizi' paneli düzenledi. Selçuk Yaşar Kampüsü'nde düzenlenen panelde konuşmacı olarak Prof. Dr. Savaş Arslan, Prof. Dr. Gökçen Karanfil, Dr. Burcu Dabak Özdemir ve Dr. Ürün Yıldıran Önk yer aldı.

Sakız ağaçları Urla’da yeniden can buluyor Sakız ağaçları Urla’da yeniden can buluyor



Ekran başındaki süre arttı
Panelin ilk oturumunda Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Savaş Arslan, "Televizyon Dizisi- Kaliteli Dizi'ye Karşı: Platformlar ve Kalite Söylemi" konulu oturumda konuştu.
Prof. Dr. Arslan, "Özellikle genç kuşak, Yeşilçam'ı 90'lı yıllarda televizyondan izledi. Yeşilçam filmleri, tükenince üretim başladı. Bu dönemde özel televizyonların yayın hayatına merhaba demesiyle birlikte reyting ölçümleri yapılmaya başlandı. 2000'li yıllarda ise çok kanal ve doğrudan bir içeriği satın alıp izleme dönemine geçildi. Türk dizileri, pek çok ülkeye ihraç edilmeye başlandı. Son yıllarda birer birer yayın hayatına başlayan dijital içerik platformları ise hepimize daha 'özgür' olarak sunuldu. Televizyon dizilerinin artan sürelerine karşın dijital içerikler daha çok tercih edilir olsa da aslında ekran başında geçirilen süre daha uzadı. İzleyiciler, dijital platformlardaki 10 bölümlük dizileri bir gecede izlemeye başladı." dedi.
İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökçen Karanfil, "Medyada Uluslarasılaşma Süreçleri ve Türkiye'de Televizyon Yayıncılığı" başlıklı oturumda, Türkiye'deki televizyon yayıncılığı hakkında bilgiler verdi.
Prof. Dr. Karanfil, "İçerikler artık televizyon yerine dijital platformlara kaydı. Yeni medya ekosisteminde her şey A'dan Z'ye değişiyor" diye konuştu.
"Yeni Ekranda Değişen Ne? OTT Platform İzleyicilerinin Yerli Dizi İzleme Pratikleri" başlıklı üçüncü oturumda konuşan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Burcu Dabak Özdemir, "Dijital içerik platformları 'Sen' vurgusu yapılarak piyasaya girdi. Bu platformlar özgürlük vurgusu yapılarak 'her yerde izlenebilir' diye sunulsa da yapılan araştırmalarda genel olarak evin salonunda izlendiği görülüyor. İçeriği seçme özgürlüğü sunuluyor; ancak seçme sürecinin esiri olunmuş durumda" dedi.



Komedi birinci sırada
Panelin son bölümünde ise Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Ürün Yıldıran Önk, "Yeni Karşılaşmalar: OTT Platformlarındaki Yerli Dizilerde Yeni Türler" başlıklı oturumu gerçekleştirdi.
Önk, "Yerli dijital içerik platformlarına baktığımız zaman 55 Türk dizisi karşımıza çıkıyor. Bu dizilerin büyük bir bölümü tür ve içerik olarak birbirine benziyor. 20 farklı türde dizi çekilmiş. Sayısal olarak birinci sırada komedi, ikinci sırada polisiye, üçüncü sırada drama türü bulunuyor. Türkiye'de izleyiciler, komedi dizisi tercih ediyor. Aslında bu diziler, çekildiği türle uyuşuyor. Yeni diziler ve türler denenmeye devam edilmeli" diye konuştu. İHA