İzmir depreminin üstünden bir yılın geçtiği bu dönemde biraz depremden ve de depremin yol açtığı psikolojik etkilerinden bahsetmek istiyorum. Doğal afetler, dünyayı ve insan yaşamını doğrudan tehdit eden, tamamen doğal nedenlerle ortaya çıkan felaketlere verilen genel isimdir. Bu kapsamda Depremler, insanların başına çok aniden gelir ve genellikle herkesi sarsar. Özellikle büyük türden bir deprem felaketine maruz kalan bazı kişilerde; fiziksel bir yaralanma olmasa bile, psikolojik anlamda sıkıntılar yaşayabilirler.

oluştuğu şehirlerde yıkımlara neden olurken insan psikolojisini de yıkıma uğratan doğal bir afettir. Diğer doğal afetler gibi travmaya neden olabilir ve insanlar duygu, düşünce ve davranışlarına göre çeşitli tepkiler verebilirler. Araştırmalara göre doğal afetlerden sonra kişilerde en çok travma sonrası stres bozukluğu görülmektedir. Ancak her insanın travmadan etkilenme düzeyinin değişkenlik gösterebildiğini unutmayalım. Deprem sonrasında insan psikoloji; şok, pasifleşme ve toparlanma olmak üzere üç aşama geçirmektedir. Depreme maruz kalan kişi birinci aşamada psikolojik şok yaşamaktadır. Şok tepkisi, vücudun meydana getirdiği psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Hatta bazı insanlarda şok o derece ağırdır ki, yüz ifadeleri olaydan hiç etkilenmemiş gibi donuklaşır. Bu durum, aslında yoğun ızdıraba karşı vücudunuzun verdiği normal bir tepkidir. Depremden etkilenen insanlar pasifleşmiş haldedir. Bu aşamada kişiler yaşadıkları travmatik durumun etkisinden kurtulmak adına çabalamalarına rağmen kendilerini güçsüz ve yorgun hissederler. Pasifleşmiş kişi çevreden gelen yardıma ihtiyaç duyar. Çevreden gördüğü destekle farkındalığı yükselir ve bilinçli hareket etmeye başlar. Diğer bir aşama ise toparlanmadır. Depremin psikolojik yaralarının kabuk bağlamaya başladığı dönemdir. Her ne kadar toparlanma durumu olumlu olarak görülse de durum o kadar kolay değildir. Kişinin en yüksek seviyede kaygı duyduğu aşamadır. Kişide uykusuzluk, depremle ilgili kâbus görme, olay anını rahatsız edici sıklıkla hatırlama, sürekli deprem olacağı korkusu yaşama, irkilme tepkileri, gelecekle ilgili plan yapamama, yabancılaşma, olay anını hatırlatan durumlardan kaçınma görülür. Psikolojik sağlamlığını oluşturabildikçe yavaş yavaş bu durumlar atlatabilir. Unutulmamalıdır ki deprem yaşamış kişilerde tüm bu belirtilerin görülmesi normaldir, doğaldır. Bu belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.

Deprem sonrasında psikolojimizi korumak için yapabileceklerimizden bahsetmek istiyorum. Bu dönem, kuşkusuz yaşamınızın zor bir dönemidir. Kendinize karşı sabırlı olun, toparlanmak için kendinize zaman ayırın. Deprem anında ve daha sonrasında da yaşadıklarınızı konuşmaktan kaçınmayın. Duygu ve düşüncelerinizi, üzüntünüzü bastırmayın. Kayıplarınız için yas tutmanız doğal hakkınızdır. Duygularınızda iniş çıkışlar olması normaldir. Depremle ilgili duygu ve düşüncelerinizi yakınınızdakilerle paylaşmakta oldukça önem arz eder. Bu olayı yaşayan herkes, sizin hissettiklerinize benzer şeyler hissetmektedir. Onlarla dayanışma içinde olun, duygularınızı paylaşın. Tedavinizi aksatmayın. Kendinizi yapıcı bazı faaliyetlerle ile meşgul edin. Örneğin; başkalarına yardımcı olmak, şu anda olabildiğince hayatınızı düzene koymaya çalışmak ya da çocuklarınızla daha yakından ilgilenmek olabilir. Duygusal olarak yakın gelecekte de neler yaşayabileceğinizi öğrenmeye çalışın. Bilgi edinin, çeşitli sağlık kuruluşlarından destek almaya çalışın; tekrar toparlanmak için sizin açınızdan en önemli olan ihtiyaçlarınızı ve yapılması gereken işlerinizi sıraya koyun ve tek tek ele alın. Yine yavaş yavaş hayatınızı, hayallerinizi ve gelecek ile ilgili planlarınıza odaklanmaya çalışın.

Doğal afetlere her insan çeşitli türden tepkiler gösterir. Bu tepkiler tamamen normaldir. Ancak yakınmalarınız azalmıyorsa, günlük yaşamınızı güçleştiriyorsa, baş etmekte zorlanıyorsanız bir uzmandan psikolojik destek alabilirsiniz.

Sevgiler ve de sağlıklı günler .