Merhaba değerli okuyucular. Tekrar köşe yazılarımla sizlerle birlikteyim. Bu hafta sizlere Mısır’ı anlatmak istedim. Bilgileri Wikipedia’dan derledim. Mısır veya resmî adıyla Mısır Arap Cumhuriyeti Afrika ile Asya kıtalarının kesişiminde yer alan bir ülkedir. Kuzey Afrika’nın nüfusu en büyük olan ülkesidir. Nüfusunun büyük bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Akdeniz ve Kızıldeniz’e kıyısı bulunan Mısır’ın, batısında Libya, güneyinde ise Sudan yer almaktadır. Ülkenin Asya kıtasında yer alan kısmı, Sina Yarımadası üzerinden Filistin ve İsrail ile komşudur. Mısır’dan geçen Nil Nehri, sularını Akdeniz’e boşaltmaktadır. Medeniyetin beşiği olarak bilinen, Orta Doğu’da bulunan bir ülkedir. Ülke, 1.010.000 km² kapsayan toprak parçasına ve 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 104 milyon nüfusa sahiptir. Bu yönüyle Mısır, dünyanın en kalabalık 14. ve Afrika’nın da en kalabalık 3. ülkesidir. Ülkenin başkenti, aynı zamanda en kalabalık şehri olan Kahire’dir. Resmî dili Arapça, resmî dini ise İslam’dır.

Mısır, cumhuriyet rejimi ile yönetilen bir Arap ülkesidir. Halkının çoğunluğu Müslüman Araplardan oluşur. Ülkenin başkenti ve en büyük şehri Kahire’dir. Ülkenin cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi, başbakanı ise Mustafa Madbuli’dır. Mısır’ın yasama organı ise Mısır Halk Meclisi’dir. Mısır, yaklaşık 7000 yıllık tarihi bir geçmişe sahiptir. Tarihteki ilk medeniyetlere ve uluslara ev sahipliği yapmış ve Antik Çağ’dan bu yana birçok yönetim, devlet ve kavim buraya gelmiş ve geçmiştir. Milattan önce firavunlar tarafından yönetilen bölge, sırasıyla Roma ve Bizans İmparatorluklarının hakimiyetine geçti. Bölge, 7. yüzyılın başlarında bir ara Sasani İmparatorluğu tarafından ele geçirildiyse de, tekrar Bizanslıların yönetimine geçti. 642 yılında, Halife Ömer dönemindeki Müslüman Arap ordusunun bölgeyi Bizanslıların elinden almalarıyla birlikte Mısır, İslam ile tanışmış oldu. Ardından bu bölgeye Tolunoğulları, Abbasiler, İhşîdîler, Fâtımîler, Eyyûbîler, Memlûklular ve Osmanlılar gibi birçok Müslüman devlet hakim oldu. Bölge, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir vilayeti olmuştur. 1922’de Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazanmış ve 1953’te ülkede cumhuriyet ilan edilmiştir. En son 2011 Mısır Devrimi ile 32 sene boyunca Mısır’ı yöneten Hüsnü Mübarek gitmiş ve ülke, demokrasiye geçiş sürecine başlamıştır. Bu süreç, 3 Temmuz 2013 tarihinde, seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin bir darbe ile görevden alınmasıyla kesintiye uğramıştır.

Antik Mısır Uygarlığı, Antik Çağ’daki en büyük medeniyetlerdendir. Kuzeydoğu Afrika’da Nil Nehri’nin denize ulaştığı yer çevresinde kurulmuş ve yayılmış antik bir uygarlıktır. Uygarlığın yayıldığı bölge, bugünkü Mısır toprakları içinde yer almaktadır. MÖ 3050 yılları civarında kuruluşundan önce, “Aşağı Mısır” (Nil Deltası ve güneyi, şimdiki Kuzey Mısır) ve “Yukarı Mısır” (Teb kenti merkez olmak üzere günümüz Güney Mısır’ı) olarak iki bölgeye ayrılmaktaydı. MÖ 3150 yılında, ilk firavunun yönetimi altında Aşağı Mısır ve Yukarı Mısır politik olarak birleşti. Bu politik birlik, 3000 yıl boyunca sürdü. Yukarı Mısır’ın tarihine değin bulunan en eski bilgiler, MÖ 6000’li yılları göstermektedir; ancak kurucusu Tiu’nun doğum tarihi ya da yaşadığı dönem hâlâ sırdır. Aşağı Mısır bölgesine gelince; bilinen kurucusu Ro, en ünlü kralı da Zekhen’dir. Yukarı Mısır’ı kendi yönetimi altında birleştiren Zekhen’den sonra hükümdar olan Narmer, delta bataklıklarına doğru yayılmayı sürdürmüştür. Narmer’in Kuzey Mısır’daki ve Wazner’in Güney Mısır’daki egemenliği sonrasında, Hor-Aha (Menes olarak bilinir), birleşik Mısır İmparatorluğu’nun ilk firavunuydu; ancak Antik Mısır tarihinde, arada Orta Krallık olarak adlandırılan, görece istikrarsız dönemlerin yaşandığı bir dizi istikrarlı krallık dönemleri de yer almaktadır. Antik Mısır, Yeni Krallık döneminde en gelişkin düzeyine ulaştı. Ardından, ağır seyreden bir gerileme dönemine girdi.

Eski Mısır uygarlığının başarısı, kısmen Nil Vadisi’nin koşullarına uyum sağlamakta gösterdiği beceriden gelmektedir. Taşkınların öngörülmesi ve verimli vadinin kontrollü sulanması, toplumsal ve kültürel gelişmeyi besleyen ürün fazlasının üretilmesini sağlamıştır. Ürün fazlasının kullanılmasıyla siyasi otorite, Nil Vadisi ve onun civarındaki çöl arazisindeki madenleri işletmek, özgün bir yazı sistemini erken evrelerde geliştirmek, karmaşık inşa ve tarım projelerini hayata geçirmek, dış dünya ile ticareti geliştirmek ve yabancı istilacıları uzak tutmaya ve Mısır üstünlüğünü kabul ettirmeye yönelik bir askeri yapılanışı sağlamak için gerekli kaynakları sağlamıştır.