SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Uluslararası Kimsesizler, Engelliler ve Yaşlılar Federasyonu İlçe Başkanı İbrahim Erol Güçlü’nün Konak Piri Reis Mahallesi’nde 5 yıl önce açmış olduğu Kahve Pınarı, birbirini tanımayan mahallelinin evi oldu; sadece erkeklerin girebildiği kahvehanelerin aksine kadınların ve çocukların da yer aldığı bir mekana dönüştürüldü. Veliler öğrencileri okula bıraktıktan sonra kafeye gelip sıcak bir şeyler yiyip içebiliyorken, mahallenin hatırı sayılır kişileri tavla oynuyor; toplumdan, sorunlardan, çözümlerden bahsediyor. Kısacası geçmişin kamusal alanı tekrar inşa ediliyor. Federasyonun pratikteki ayağı olan kafenin geliri ile yaşlılara, engellilere ve kimsesizlere destek olunurken bu ve benzeri daha birçok proje de hayata geçirilmeyi bekliyor. “Mahallemizde bariz bir kopukluk vardı. Birbirine yabancılaşmış, apartmanlara gömülmüş insanların birbirlerini tanıması gerektiğini, eski mahalle kültürünün yaşatılması gerektiğini düşündüm” diyen işletme sahibi Güçlü, yardıma ihtiyaç duyan herkesin kendilerine ulaşmasını önemle rica etti. Aynı zamanda ikamet ettiği Piri Reis Mahallesi’nin muhtar adayı da olan İbrahim Erol Güçlü, şöyle konuşmaya başladı: “Evimin karşısında, mahallenin içerisinde bir yer açmak istedim. Komşularla birlikte sohbet edip, kaynaşacağımız bir yer hayaliyle hareket ettim. Birbirine yabancılaşmış, apartmanlara gömülmüş insanların birbirlerini tanıması gerektiğini, eski mahalle kültürünün yaşatılması gerektiğini düşündüm. Bariz bir kopukluk vardı mahallemizde. O kopukluğu giderme amacındaydım.”





MAHALLELİ İLE İÇ İÇE
Federasyon başkanı olduğu için faydalı projeler üretmeye özen gösterdiğini kaydeden Güçlü, “Vali Bey ile görüşmelerimiz oldu. Devletten yardım alan kişileri bizlere söylediler, araştırmalar yaptık. Gerçekten ihtiyacı olanları bulup bizler de destek olmaya çalıştık. Halen daha sürdürüyoruz” dedi. Tam bir aile ortamı yarattıklarını vurgulayan Güçlü, “Mahallemizde bir okul var. Bu okulun velileri, mahallemizin yaşlıları, hatırı sayılır insanları kafemizi tercih ediyor. Burada muazzam bir aile ortamı var. İnsanlar evi gibi hissediyor. Bizler ise kesinlikle patron, işletmeci moduna girmiyoruz, onlara bu soğukluğu vermiyoruz. Beş yıldır burada, mahalleli ile iç içeyiz” cümlelerini kullandı. Ramazan aylarında kafede yemek verdiklerini, mahalleli ile birlikte iftar açtıklarını söyleyen Güçlü, şöyle ekledi: “Herkes birbirini sevdi, saydı. Her mahalleye böyle bir kafe gerçekten lazım. Ben mahalle kültürünü tekrar yaşatmaya çalıştığımı düşünüyorum. Bahsi geçen kamusal alanları yaratıyorum. Müşterilerim kendi çayını kendi doldurur, yeri gelir tostunu yapar. Kesinlikle hesap tutmayız. Kendileri zaten ödenecek hesabı bildiği için gelip direkt verirler. İki kişi çalışıyor gibiyiz ama aslında tüm mahalle burada çalışan. Yarattığım ismi, formatı isteyen çok fazla işletmeci var, ancak vermiyorum. Buranın sıcak ortamını herkes yaratamaz. Adımın kirlenmesini istemediğim için ismimi vermiyorum.”



“HER ŞEYDEN VAZGEÇERİM AMA…”
Bu iş üzerine büyümek istemediğini, büyüdükçe hizmet kalitesinin düşeceğini kaydeden Güçlü, “En birinci kalitede doğal ürünler veriyorum. Aslen Manisalıyım. Oradan getirdiğim organik ürünleri kullanıyorum. Sucuğumu dahi Turgutlu’dan getiriyorum” diye konuştu. Her yerden, her şeyden vazgeçebileceğini ancak açmış olduğu mekandan vazgeçmeyeceğini aktaran Güçlü, “Kafamda burayla alakalı bir idol vardı, bunun yüzde 80’nini gerçekleştirdim. Bundan sonra yapmak istediğim ise federasyon olarak engellilere, kimsesizlere sahip çıkmak. Gerekli kurumlarla birebir diyaloglara girdik. Bazı kurumlardan destek bekliyoruz. Bizler de bir aracıyız” yorumunda bulundu. Yaşlılara yönelik faaliyete geçirmek istediği bir projesinin daha olduğunu belirten Güçlü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vali Bey’e bu konuyla alakalı bir proje sundum. Kendisi bahsi geçen projeyi Aydın’da gerçekleştirmek istediğini ancak yapmak için imkan bulamadığını, inşallah İzmir’de bizlerle birlikte yapacağını belirtti. Yaşlılarımızın gidebileceği kahvehaneler var ancak bunlar geniş çaplı değil. El sanatlarının, müzik sanatının, satrancın, ebruli sanatının olduğu, içinde hemşiresinin bulunduğu alanlar inşa edilmeli. Çok yönlü bir kıraathane hayalimiz var.” İzmir’i, mahallesini ve işini çok sevdiğini dile getiren Güçlü, “Yardıma, desteğe ihtiyacı olan insanların bizlere ulaşmasını önemle rica ediyoruz. Amacımız, tüzüğümüz belli, faydalı olmak istiyoruz” diyerek çağrıda bulundu.