İsteyerek veya istemeyerek olsun bir kişinin malına zarar veren bir insan, şayet o kişiyi tanıyor veya bulma imkânı varsa bulmalı ve ona hakkını helal ettirerek zararını tazmin etmelidir. Kişi ölmüşse mirasçılarına hakkı tazmin etmeli ya da onlardan halellik istemelidir.

Şayet o kişiyi veya ailesini, mirasçılarını bulma imkânı yok ise onun adına bir hayır kuruluşuna veya fakir bir kişiye para yardımı yaparak hayırda bulunmalıdır.

Allah’a inanmayan kişinin kestiği hayvanın eti yenir mi?

Allah’ı tanımayan, Allah’a inanmayan bir kimse ne Müslüman olur ne de ehli kitap olur. Bunlardan da olmadığı için İslam inancına göre kestiği hayvanın eti yenmez. Zira İslam’a göre ancak Müslüman’ın ve ehli kitap dediğimiz Yahudi ve Hıristiyan kimsenin kestiği hayvanın eti yenir.

Ölü için yas tutmak caiz midir?

Ölen bir dost ya da akraba için yas tutmak, üzülmek, hüzünlenmek dinen caizdir. Hatta kişinin acısını açığa vurup ağlaması ve gözyaşı dökmesi de caizdir. Nitekim Hz. Peygamber de oğlu İbrahim ölünce ağlamış, yine can çekişmekte olan kızının oğlu kendisine arz edilince, gözlerinden yaşlar boşanmıştır. Sebebi sorulunca da “Bu Allah’ın rahmetidir, onu kullarının kalplerine koymuştur. Allah ancak merhametli olan kullarına merhamet eder.” Buyurmuştur. (Buhari, “Cenaiz” 43.)

Ölünün arkasından ağlamak ve yas tutmak caiz olmakla beraber Allah’ın takdirine karşı çıkmak ve cahiliye döneminde olduğu gibi yaka-paça yırtarak ağlamak, isyan içeren sözler sarf etmek caiz değildir.

Ölü doğan bebeğe defnetmeden isim koymak gerekir mi? 

Çocuk doğarken canlı doğmuşsa, yani bağırmış yahut hareket etmiş, canlı doğduğuna kanaat getirilmişse, bu çocuk cenaze işlemleri açısından tıpkı büyük insan gibi muamele görür. Canlı olarak doğduktan hemen sonra da vefat etse, ismi konulur,  cenazesi yıkanır, bir beze sarılır, namazı kılınır ve sonra defnedilir. Yeter ki canlı doğduğuna kanaat getirilsin. 

Lakin doğan çocuk canlılık işareti göstermemişse, ağlamamış, aksırmamış, esnememiş, ölü olarak doğduğuna kanaat getirilmişse; yine bir isim verilir, yıkanır, beze sarılır, ama namazı kılınmadan defnedilir. Ölü olarak doğması, sadece namazdan mahrum bırakır, diğer hususlar aynen icra edilir. 

Bu durumdaki çocuklara böyle bir işlemin yapılması insanlığa gösterilen saygının bir ifadesidir. Öyle ki ölenin insan oluşu, onu böyle bir hizmete lâyık kılar. Çünkü insan küçük de olsa mükerrem, hürmete lâyık bir varlıktır.

Günün Ayeti

“Ey iman edenler! Hamr, kumar, dikili taşlar,  fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” 

(Maide, 5/90)

Günün Hadisi

“Yolun hakkı; gözü haramlardan korumak, gelip geçene eziyet vermemek, verilen selâma mukabelede bulunmak, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırma vazifesini yerine getirmektir.” 

(Buhâri, “Mezalim”, 22.)

Günün Sözü

Edebin ne kadar önemli olduğunu bilseydiniz, Allah’tan rızık yerine edep isterdiniz.

Hz. Ali

Günün Duası

Allah’ım beni bugün duası ve ibadeti kabul edilenlerden eyle.

Bunları biliyor muyuz?

Fırka-i Nâciye nedir?

Kurtuluş fırkası, cehennem’den kurtulacağı bildirilen fırka, İslâm dinînde doğru itikat üzere olanlar. Peygamber efendimiz ve Ashabının ve bu büyüklere tâbi olan ehl-i sünnet âlimlerinin yolunda bulunanlar demektir.

Günün Nüktesi

İnsanları Helak eden iki şey…

Şakik-i Belhi’ye:

“İnsanları hangi şey helak eder?” diye soruldu

Belhi Şöyle Cevap vermiş:

“İnsanları 2 şey helak eder: Biri, tövbe ederim diyerek günah işlemeleri, diğeri de, sonra yaparım diye tövbeyi geciktirmeleri...”