Evlilikleri süresinde yıllarca sistematik şiddete maruz kalan Toprak, çocuklarıyla yeni bir hayata ‘merhaba’ derken, bu kez ev sahibi olan erkeğin şiddetine uğradı. Toprak, hayatın her alanında karşısına çıkan erkek şiddetinin gölgesinde pek çok kadın gibi güvende hissetmiyor

ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

Sakarya Üniversitesi 3 Öğretim Görevlisi alıyor Sakarya Üniversitesi 3 Öğretim Görevlisi alıyor

Bugün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü... 25 Kasım’ın simgesi Dominikli Mirabal Kardeşler’in ülkeyi demir yumruklu yöneten diktatörlüğe karşı verdikleri mücadele sonucu katledilmelerinin üzerinden tam 62 yıl geçti. Fakat kadınlar dünyanın her yerinde hala ayrımcılığa uğruyor, baskı görüyor, şiddetle karşı karşıya kalıyor ve katlediliyor. İzmir’de yaşayan 44 yaşındaki üç çocuk annesi Birgül Ayşe Toprak da şiddet mağduru kadınlardan biri. İlk evliliğinde yıllarca sistematik şiddet gören Toprak, boşandıktan sonra bir süre kadın sığınma evinde kaldı. Şiddetsiz hayata ilk adımı attığı sığınma evinden ayrıldıktan sonra ise ikinci evliliğini yaptı. Fakat bu evliliğinde de gerek psikolojik, gerek fiziksel, gerekse cinsel olarak erkek şiddetine maruz kalmaya devam etti. Boşanma aşamasında olduğu erkek hakkında defalarca uzaklaştırma kararı çıkardı. Üç çocuğuyla birlikte yeni bir hayata ‘merhaba’ diyen Toprak, bu kez hem üst kat komşusu hem de ev sahibi olan erkeğin şiddetine maruz kaldı. Yaklaşık 1 ay önce Toprak’ın kapısına dayanan ev sahibi, ‘Sizi banyo boşluğundan dinliyoruz, hakkımızda konuşuyorsunuz’ diyerek tehditler savurmaya başladı. Ev sahibinin fiziksel saldırısı sonucu elinden yaralanan Toprak, hastaneden darp raporu aldıktan sonra şikayette bulundu. Olayın ardından elini kullanamadığı için işe gidemeyen ve maddi durumu taşınmaya yeterli olmayan Toprak, ekonomik koşullar yüzünden şiddet gördüğü erkekle aynı apartmanda yaşamak zorunda kalıyor. Hukuk mücadelesini sürdüren Toprak, hayatın her alanında karşısına çıkan erkek şiddetinin gölgesinde pek çok kadın gibi güvende hissetmiyor.

ŞİDDET GÖRMEDİĞİM GÜN YOKTU

Evlilikleri boyunca yaşadığı sistematik şiddeti anlatan Toprak, “Benim canım yandı başka kadınları yanmasın. Haklarını bilsinler, ezilmesinler. Şimdiye kadar alttan almamın, sessiz kalmamın tek sebebi çocuklarımdı. Ama her şey çocuklar değil. Erkekler bu dünyaya bir kere geliyorsa kadınlar da bir kere geliyor. İkinci eşimle toplam 10 yıl süren birlikteliğimiz oldu. Bu süreçte sürekli cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldım. Bana ve çocuklarıma şiddet uyguluyordu. Beni insan olarak değil sadece cinsel bir obje olarak görüyordu. Şiddet görmediğim gün yoktu. Defalarca şikayetçi oldum. Kasten yaralamadan bir kere ceza aldı. Ben bunları hak etmedim. Sırf kadın olduğum için mi bunları yaşadım? Ailemle bile iletişim kuramıyordum. İzin vermiyordu. Sürekli bana karşı suçlayıcı bir dil kullanırdı. Her iki evliliğimde de aileme yaşadıklarımı anlatamadım. İlk evliliğimde de çok şiddet gördüm. Kırsal bir bölgede oturuyorduk. Bir gün jandarmaya gittim şikayette bulunmak için. Anlattım ama sonradan fark ettim ki tutanak bile tutmamışlar. O evliliğim bittikten sonra 8 ay boyunca kadın sığınma evinde kaldım. Orada çıktıktan sonra ikinci eşimle tanıştım ama yine aynı şeyleri yaşadım maalesef” dedi.

EV SAHİBİNDEN DE ŞİDDET GÖRDÜ

Üç çocuğuyla birlikte yeni bir hayata ‘merhaba’ demeyi hazırlanan Toprak, bu kez hem üst kat komşusu hem de ev sahibi olan erkeğin şiddetine maruz kaldı. Toprak, “Üst kat komşum ve aynı zamanda ev sahibim, 30 Ekim günü kapıma dayandı. ‘Biz sizi 2 seneden beri banyo boşluğundan dinliyoruz siz bizim hakkımızda konuşuyorsunuz’ dedi. Neden bilmiyorum eşimle evlerimizi ayırdıktan sonra bana adeta düşman oldular. Seni öldürürüm şeklinde tehditler savurdu. Elimi tutup öyle sert çekti ki zedelenip burkuldu. Hastaneye gidip darp raporu aldım. Hala daha elin bandajlı ve askıda. Olayın gerçekleştiği günden beri elimi kullanamıyorum. Ertesi gün de kapımın önüne güvenlik kamerası taktırdılar. Bunun özel hayata müdahale olduğunu, nasıl böyle bir şey yapabildiklerini sordum. ‘Rahatsız oluyorsan evden çıkarsın’ dedi. Çanta atölyesinde çalışıyorum ayakçı olarak. Elimdeki yaralanmadan dolayı haftalardır işe de gidemiyorum. Kiramı 1250 liradan 2 bin liraya çıkaracaklarını söylüyorlar. Vermezsen çıkarsın diyorlar. Bu söyledikleri yasal değil, zorla çıkarmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

KADINLAR SESSİZ KALMASIN

Boşanma aşamasında olduğu erkek hakkında uzaklaştırma kararı çıkaran ve kendisini darp eden ev sahibi hakkında da şikayette bulunan Toprak, “Boşanma davasında henüz duruşma günü verilmedi. Dilekçe işlemleri yeni bitti. Darp olayı ise henüz savcılığa geçmedi. Şikayet alındı bekliyor, soruşturma aşamasında. Daha mahkemeye intikal etmedi. Eşim evden gitti, bu sefer de ev sahibim huzur vermiyor. Evden çıktığımda komşular soruyor ‘Nereye!’ diye. Herkese, her an hesap vermek zorundayım. Mahalle baskısı, erkek şiddeti... Kadınlar ezilmesinler. Sessiz kalmasın. Ne kadar sessiz kalırlarsa o kadar çok ezilirler. Her şekilde haklarını savunsunlar, kimseye yedirmesinler. Şiddet kader değil” sözleriyle şiddet mağduru kadınlara seslendi.

ŞİDDETİN MEŞRULAŞTIĞI BİR DÖNEM

Müvekkili Toprak’ın yaşamının Türkiye’de şiddetin gölgesindeki kadın portresini gözler önüne serdiğini belirten Av. Berfin Kaya ise “Birgül Hanım’ın yaşamı Türkiye’deki kadın portresini gözler önüne seriyor. Bununla birlikte kanun koyucu ve mevcut iktidar kadının şiddete karşı kullanacağı savunma mekanizmalarını geliştirmek ve kadını şiddete karşı bilinçlendirmek yükümlülüğü altındayken artan erkek şiddetine rağmen kadının haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi’ni feshedebiliyor. Açıkça belirtmek gerekir ki, kanunlarımız ve uygulamalarımız kadını koruma konusunda oldukça yetersizdir. TCK md. 86/2 hükmü kadına karşı şiddeti cezasızlaştıran bir hükümdür. Türkiye’de uygulanan infaz rejimine göre bir erkeğin kadına karşı uyguladığı şiddetten dolayı cezaevine girmesi neredeyse imkansız hale gelmiş durumdadır. Hal böyleyken Birgül Hanım gibi birçok kadın, şiddetin her türlüsünü yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Tüm bunların üstüne bir de ülkenin genel ekonomik durumu ve barınma giderlerindeki fahiş artış eklenince Birgül Hanım ne yazık ki şiddete maruz kaldığı ev sahibi/komşusu ile aynı çatı altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Kadına karşı uygulanan her türlü şiddetin bu kadar meşrulaştığı bir dönemde bütün kadınların hak gaspına karşı birlikte mücadele etmesi elzemdir” açıklamasını yaptı.