Öğretmenler günümüz kutlu olsun! Birlik, beraberlik içinde nicelerini kutlarız inşallah… Biz o ruhla yetiştik.

-Öğretmenler millet yapıcıdır.  Gerçek zafer ordusudur. Devrimlerin güvencesi, geleceğimizin mimarıdır. Hedeflerimize ancak onlarla ulaşacağız. Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak yeteneğini kazanmamıştır. Ona sıradan bir insan topluluğu denir, millet denemez. Bir topluluk, millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Millet, ülke öğretmenlerden yüksek hizmet bekler. Onlar faaliyete geçtikten sonradır ki, milletin azami yeteneği işe dönüşmüş olur. Bizim milletimiz elbette dünyanın takdirlerine liyakat kazanmış bir toplumdur. Fakat onu layık olduğu asıl şeref mertebesine ulaştıracak olanlar, öğretmenlerdir.
-Millî Mücadele’den zaferle çıkmış, Cumhuriyeti ilan etmiştik. Ancak daha işin başındaydık. Asıl büyük savaşı daha kazanmamıştık: Kültür savaşı… Bizim gerçek zaferimiz bu olacaktı. Ülkemizi, toplumumuzu gerçek hedefe ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran irfan, kültür ordusu…  Bu iki ordunun her ikisi de değerlidir, yücedir, verimlidir, saygıdeğerdir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi diğerine tercih edilir? Kuşkusuz böyle bir tercih yapılamaz, bu iki ordunun ikisi de hayatidir.. Yalnız siz, kültür ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değerini ve kutsallığını anlatmak için şunu söyleyeyim ki, sizler, ölen ve öldüren
birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.
-Saygıdeğer Öğretmen Hanımlar ve Öğretmen Beyler! Biz, iki ordudan birincisine, vatanı çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya, -bütün dünya bilir ve bütün dünya tanık oldu ki- pek
mükemmel olarak sahibiz. Vatanın dört yıl önce düştüğü büyük felâketten sonra yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen düşmanı vatanın kutsal ocağında boğup mahvetti. Yalnız, işimiz yalnız bu orduya sahip olmakla bitmiş, amacımız yalnız bu ordunun zaferiyle sona ermiş değildir. Bir millet kültür ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin sağlam sonuçlar vermesi ancak kültür ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun semereleri kaybolur. Milletimizi gerçek mutluluğa ve kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak ve milletimize emin ve verimli bir gelecek bahşetmek istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü yönetim şeklimizin ebedîliğini istiyorsak, bir an önce büyük, mükemmel,aydın bir kültür ordusuna sahip olmaya mecbur olduğumuzu inkâr edemeyiz. Cenabı Hakk’a binlerce hamd ü sena olsun ki, düşman karşısındaki aziz ordular için sarf ettiğimiz bütün emekler mutlu semerelerini verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı gayretle kültür ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan da emeklerimizin, faaliyetlerimizin, gayretlerimizin mutlu ve muzaffer sonuçlarını aynı verim ve bereketle elde edeceğiz.
 Asker ordusu ile kültür ordusu arasındaki benzerliği ve uyumu arz etmiş olmak için şunu da ekleyeyim:
“Ordunun ruhu, subaylar heyeti ve kumanda heyetidir” deniliyor. Bir ordunun değeri subaylar ve kumanda heyetinin değeri ile ölçülür. Siz öğretmen hanımlar ve öğretmen beyler, sizler de kültür ordusunun subaylar ve kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun değeri de sizlerin değerinizle ölçülecektir. İstiklâl mücadelesinde, üç dört yıldır, düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşta ordunun ruhu olan subaylar ve kumanda heyeti ve ileri gelenleri, değerlerinin yüksekliğini nasıl göstermiş ve kanıtlamışsa; bundan sonra yapacağımız aydınlık ve devrim mücadelesinin, milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti yenmek ve kahretmek savaşında da kültür ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin  aynı yeteneği göstereceğinize eminim. Bugünün evlatlarını yetiştiriniz, ülkeye, millete faydalı üyeler yapınız. Bunu sizden rica ediyorum.

-Ülkemizde uygar fikirlerin, çağdaş ilerlemelerin bir an bile kaybetmeden yayılması ve gelişmesi lâzımdır. Bunun için bütün bilim ve fen adamlarının bu hususta çalışmayı bir namus borcu bilmesi gerekir.
Öğretmen hanımlarımız, öğretmen beylerimiz, şairlerimiz,edebiyatçılarımız, yazarlarımız; devamlı olarak millete bu felaket günlerini ve onun gerçek nedenlerini açık ve kesin olarak söyleyecekler, anlatacaklar. Bu kara günlerin dönmemesi için dünya yüzünde uygar ve çağdaş bir Türkiye’nin varlığını tanımak
istemeyenlere, onu tanıtmak zorunda olduğumuzu hatırlatacaklar.

-Kültür ordumuzu hazırlayacak olan öğretmenlerin, ulusal zaferi sağlamlaştıracak ve devamlı kılacak kutsal, Millî Ülkünün elde edilmesinde etken olmalarını Allah’tan dilerim.

-Cumhuriyet; düşünce, bilim, teknik, beden bakımından kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu niteliklerde ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir.

- Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı şekilde bütün öğrenim derecelerindeki öğrenim ve eğitimlerinin uygulamalı olması önemlidir. Memleket evladı, her öğrenim derecesinde ekonomik hayatta etken, etkili ve başarılı olacak şekilde donatılmalıdır. Millî ahlakımız, uygar esaslarla ve özgür fikirlerle geliştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Bu çok önemlidir, özellikle dikkatinizi çekerim. Tehdit esasına dayalı ahlâk bir erdem
olmadığı gibi, itimada da değer değildir. Genel eğitim ve öğretim programımız da bu esasları kapsamaktadır.
-Arkadaşlar, yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı askerî, siyasî, idarî devrimler çok büyük, çok önemlidir. Bu devrimler, sizin, saygıdeğer öğretmenler, sizin toplumsal ve düşünsel devrimdeki başarılarınızla güçlendirilecektir. Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.

-Milletimizin katetmeye mecbur olduğu merhaleler büyüktür. Ulaşılması zorunlu olan hedefler çoktur.
Kesinlikle bu merhaleler kat edilecek, en nurlu hedeflere varılacaktır. Onun için birbirimize vereceğimiz işaret, ileri, ileri daima ileridir.

-Müdürler, öğretmenler, öğrenciler! Memnuniyetle görüyorum ki, çok güzel çalışıyorsunuz. Düzenli bir program dahilinde çalışıyorsunuz. Gezdiğim her yerde bütün ülkede, bütün milletin aynı şekilde çalıştığına tanık oldum. Millet, aynı noktaya, aynı biçimde, hızlı ve azimli adımlarla yürümektedir.

-Bir programımızın olup olmadığından tereddütlü bulunanlara, onun uygulanma sonuçları olan fiillere ve eserlere dikkatle bakmalarını salık veririm. Her geçecek gün, milletin ortak çalışmasının yeni ve hayırlı sonuçlarıyla, eserleriyle taçlanacaktır. Sonuçlar programımızın doğrulanmasına vesile olacaktır.
-Okullarda öğretim görevinin güvenilir ellere teslimi, memleket evladının o görevi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak erdemli ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Bunun için de öğretmenlik diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, giderek, ilerlemeye ve herhalde refah teminine elverişli bir meslek haline konulmalıdır. Öğretmenler insan toplumunun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.
-Bütün Türkiye’yi kapsayan Öğretmenler Birliği bütün milleti aydınlık birlik haline getirdiği zaman, Türk milletinin nasıl bir demir kitle olacağını düşünmek cidden büyük zevk ve mutluluktur. Bu
kadar nurlu, bu kadar mutlu sonuç verecek bir hedefin rehberlerini saygıyla selamlarım…