Akbelen’de darp edilmişti: Oda başkanından suç duyurusu!

Akbelen direnişi sırasında jandarma ekipleri tarafından darp edilen Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Toprak, yaşadığı hak ihlallerine yönelik suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. Toprak, “Bu suç duyurusu sadece benim değil çevre için direnen tüm yurttaşlar için” dedi

Haber Giriş Tarihi: 10.09.55765 01:00
Haber Güncellenme Tarihi: 10.09.55765 01:00
ilksesgazetesi.com

Muğla’nın İkizköy Mahallesi’ne bağlı Akbelen mevkinde maden için istimlak edilen alandaki ormanda ağaç kesimine karşı haftalarca süren ve süreçte jandarma ekiplerinin sert müdahalesiyle gündemden düşmeyen Akbelen direnişinin yankıları sürüyor. Direnişe destek vermek için geçen temmuz ayında İzmir’den Akbelen’e giden Gıda Mühendisleri Odası Şube Başkanı Uğur Toprak da jandarma tarafından darp edilmiş ve yerlerde sürüklenmişti. Direniş sürecinde yaşadığı hak ihlallerine ilişkin basın açıklaması düzenleyen Toprak, suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı. İzmir Mimarlık Merkezi’nde gerçekleşen açıklamaya avukatlar, çevre aktivistleri, sivil toplum örgütleri ve oda temsilcileri katıldı.

HUKUKSUZLUKLARIN HESABINI SORACAĞIZ

Orantısız güç kullanma ve işkencenin bir hak ihlali olduğunu belirten Toprak, “Bugün burada bulunma amacımız Limak Holding’in uzun süredir devam eden çevre katliamına karşı Milas İkizköy halkının haklı ve onurlu direnişine destek olmak, dayanışmak için 29 Temmuz Cumartesi günü gittiğimiz Akbelen’de anayasal hakkımız olan protestoya engel olmaya çalışan kolluk kuvvetlerinin kalkanlı, joplu, biber gazlı orantısız şiddetine, işkencesine pek çok kişi gibi benim de maruz kalmam kaynaklı yetkililer ve göz yumanlar hakkında bulunduğumuz suç duyurusunu sizler aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmaktır. Akbelen direnişi bir yaşam direnişidir. Tüm canlıların yaşam hakkı savunmasına yapılan engelleme, fişleme, orantısız güç kullanma ve işkence bir hak ihlalidir. Bu hak ihlaline karşı anayasal hakkımız olan yasalar ile güvence altına alınmış olan görüşlerimizi dile getirme, seyahat etme dayanışma hakkımız gasp edilmiştir. Sadece Akbelen’de değil ülkenin her köşesinde devam eden bu hukuksuzlukların hesabını soracağız. İstanbul’un en büyük afet toplanma alanı Gezi Parkı park olarak kalsın diye sokaklarda olan milyonlardan biriydim ben de. 541 gündür de Gezi için Adalet Nöbetindeyiz o gün beraber olduğumuz dostlarımızın tutsaklığı bitsin diye, özgürlüklerine kavuşacakları güne dek devam edecek bu nöbet. Baskılar bizi hiçbir zaman yıldırmadı. Başımız dik, mücadeleye, dayanışmaya devam ediyoruz” dedi.

DİRENİN TÜM YURTTAŞLAR İÇİN

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da emekten, insandan ve doğan yana tavır alamaya devam edeceğini dile getiren Toprak, “Dün Kaz Dağları’nda altın madeninin karşısında Bergama Alibeyli köyünde TDİOSB kurulması için meraları ellerinden alınan yurttaşlarımızın yanında, Körfez Geçiş Projesi’nin karşısında Akbelen’de kömür madeni sahiplerine karşı direnen halkımızın yanında Aliağa’da Sao Paolo ve diğer gemileri vahşice sökmek isteyenlerin karşısında Güzelbahçe’de zeytinlik alanda go-karta karşı çıkan dostlarımızın yanında, Hopa’da ve bir çok yerde dereleri hapseden HES’lerin karşısında, Aydın’da uygunsuz JES’lerle toprakları kirlenen, ürünlerini kurutamayan çiftçimizin yanında, Suruç’u, Roboski’yi yaşatanların karşısında, 10 Ekim’de Ankara Tren Garında Emek, Barış ve Demokrasi diyenlerin yanında, sadece soruları değil, gençlerin hayallerini de çalanların karşısında, ille de barış diyen akademisyenlerin yanında durdum. Bugün ise Çeşme Talan Projesi’nin karşısında, Buca cezaevi alanının yeşil alan kalmasını isteyen halkımızın yanında, İnciraltı’nı ranta peşkeş çekmek isteyenlerin karşısında, Agrobay direnişinde tarım emekçisi dostlarımızın yanında, İzmir’in bağrına hançer vurmak isteyen Zorlu gibi kent suçlarının karşısında, Hatay başta olmak üzere depremde her şeylerini kaybetmiş halkımızın yanında, gençlerimizi okul yemekhanelerinde intihara sürükleyenlerin karşısında, sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmek için okullarda en az bir öğün yemeğin ücretsiz verilmesini savunanların yanında duruyorum. Yarın da yukarıda saydığım ve daha buraya ekleyemediğim yurdun her bir köşesinde devam eden benzer durumlarda emperyalist, sömürücü şirketlerin ve yandaşlarının karşısında emekçi halkımızın yanında duracağım. Hangi şartlar altında olursak olalım, bugüne kadar olduğu gibi doğru bildiklerimi yüksek sesle ve inatla söylemeye, bilimden, doğadan, insandan ve emekten yana tavır sergilemeye devam edeceğimi basına ve kamuoyuna saygıyla duyururum demeyeceğim. Çünkü basın emekçisi dostlarımın da beni tanıyan herkesin de bundan yana en ufak bir şüphe duyduğunu düşünmüyorum. Bu suç duyurusu sadece benim için değil, benimle birlikte ülkenin dört bir yanında talan edilen çevre için direnen tüm yurttaşlar için. Onların beton ve rant hırslarına karşı direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

BU MÜCADELE ÇOK KIYMETLİ

Açıklamada söz alan Avukat Arif Ali Cangı ise herkesi bu hak mücadelesine destek olmaya davet ederek, “Sevgili Uğur’un başına gelen kendi meslektaşlarının vermiş olduğu raporlar yüzündendir. Katliama karşı çıkanlara hiçbir kural tanımadan müdahale ettiler. O süreçte jandarma artık şirketin özel güvenliği gibi çalışıyordu. Ormanı korumak bir yana ormanı yok etmek için şirketin taşeronu gibi çalışıyordu. Bu kapsamda olaya bakmak gerekiyor. Eğer bir ülkede hukuk güvenliği yoksa bu tür olayların yaşanması kaçınılmazdır. Bu hak arama mücadelesinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İzmir’de demokrasi ve haktan yana olan herkesin bu mücadeleye destek olmasını istiyorum” diye konuştu.

BU İÇERİK DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Milletvekili Kılıç: “Murat Dağı’nın üstü altından değerlidir”