Soyadında kazanılan hak toplumda da sağlanmalı

Türk Medeni Kanunu’nda evlenen kadının kocasının soyadını alması zorunluluğu ortadan kalkarak kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda yeni düzenleme gelse de kadın hakları savunucuları eşitliğin sadece ‘soyadı’ ile sağlanamayacağı konusunda tepkili

Haber Giriş Tarihi: 09.02.2024 08:58
Haber Güncellenme Tarihi: 09.02.2024 08:58

YAREN GÜZELKAN-ÖZEL HABER- Kadının soyadı mücadelesinde istenilen zafere kavuşuldu. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan “evlenen kadının kocasının soyadını alacağı” kuralını iptal eden Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı, 28 Ocak 2024 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girdi. Evlenen kadınlar, artık kendi istekleri doğrultusunda ister kendi soyadını, ister eşinin, isterse de her iki soyadını bir arada kullanma hakkına sahip oldu. Kararda, 4721 sayılı kanunun tarihsel süreçte eşlerin evlilik birlikteliğindeki konumlarının eşitlik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlendiğini, bu düzenlemelerin temel ilkesinin “kadın ile erkek eşitliği” sağlanması noktasında olsa da kadın hakları savunucuları eşitliğin sadece yasalar önünde olduğunu toplum hayatında bu eşitliğin sağlanması konusunda ses yükseltti. Cumhuriyet Kadınlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Avukat Nuriye Kadan, kadının kazanmış olduğu güzel bir hak olduğunu söyleyerek “Eksiklikti tamamlandı ama kadının sorunu bu değil. Kadının sorunu daha çok çalışmak, üretimde olmak, kendi ayakları üzerine sağlam basabilmek” derken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, “Nasıl ki mücadele ile evlendiğimiz adamın soyadını alma zorunluluğumuz kalmadığı gibi; kazanmış olduğumuz tüm haklarımızı ve özgürlüğümüze ilişkin diğer haklarımızı da mücadele ile kazanacağız” dedi.

EKSİKLİKTİ TAMAMLANDI…

Kadınların toplumda yaşadığı sorunların yalnızca bir soyadı ile gündeme gelerek çözüleceğine inanmadığını dile getiren Av. Kadan “Medeni kanunlarda birçok değişiklikler yapılmıştı ama bu soyadı ile ilgili eksiklik vardı o da şimdi düzenleme yapılarak en azından kadın erkek eşitliğinin bu anlamda sağlanması için önemli bir adım atılmış oldu ve eksiklikti tamamlandı. Kadınların aslında daha büyük sorunları var ve bu sorunların çözülmesi gerekir. Kadın-erkek eşitliği bağlamında yapılacak daha birçok şey var. Asıl şu an kadının iş hayatında, üretimde, ikincil hayattan birincilliğe giderek erkeklerle eşit haklara sahip olması için çalışılmalı” dedi. Yasalar önünde erkekler ile kadınların eşit olmasına rağmen toplumsal hayatta bu eşitliğin sağlanmadığı konusunda tepkisini gösteren Kadan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk önce kafalardaki eşitlik yaratılmalı. Göreceksiniz ki, soyadı hakkında artık özgür olsak da kadınların birçoğu bu hakkını kullanmayacak. Çünkü kadının sorunu bu değil, kadının sorunu daha çok çalışmak, üretimde olmak, kendi ayakları üzerine sağlam basabilmek… Kadın sadece soyadı ile ne yazık ki bunları yapamayacak.”

KADININ YASAL HAKLARINI KORUMALIYIZ

Dünya geneline bakıldığında Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere pek çok Asya ülkesinde kadınların bekarken kullandıkları soyadını evlendiğinde de kullanabildiğini ve ülkemizde de bir dayatma olmaksızın kadının istediği soyadını tercih edebilmesi hakkına sahip olması konusunda mutlu olduğunu belirten Kadan, “Kadın, ister evlenmeden önceki soyadını, ister eşinin soyadını, isterse de her iki soyadını bir arada kullanabilme hakkında özgür olacak fakat tüm sorunlardan kurtulabilecek mi? ‘Hayır’, ben işte işin bu yönüne bakıyorum. Madalyonun diğer yüzünde bu mücadele var. Kadınlar, toplumdaki olduğu konumdan daha ileri noktaya gelebilir. Emperyalizmin dayattığı sisteme bakarsanız gündüz programlarında akşama kadar itilen, şiddete maruz kalan, zorlanan kadın imajları var. Bunun izleyicileri de ne yazık ki biz kadınlarız. Biz bunlardan kurtulmalıyız o programlarda kadının ezilmişliği gösteriliyor. Bu konular ile ilgili bir şey yapılıyor mu yine ben söyleyeyim, hayır. Bu bağlamda çalışmalar yürütülerek kadının yasal haklarını korumalıyız” diye konuştu.

‘HER TÜRLÜ BİLGİMİZ DEĞİŞİYOR’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kadınların evlendikten sonra, evlendikleri kişinin soyadını almak zorunda kalmaması konusunu değerlendirdi. Osmanoğulları, “28 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girdi. ‘Zorunda kalmak’ evet, yıllardır kadınların evlendiklerinde sadece doğum tarihleri, doğum yerleri ve adı dışında kimliklerindeki her türlü bilgileri değişiyor. Kütük bilgisi, kayıtlı olduğu ili, ilçesi gibi… Erkek için böyle bir durum söz konusu değil. Kadınlar son 30 yıl içerisinde bu ‘soyadı’ yasasının mücadelesini veriyor. Çünkü; mesleki ve birçok açıdan kadın bekarlık soyadı ile tanınırken evlenince evlendiği adamın soyadını alıyor ve yeniden görünür olmak durumunda kalıyor ya da evliyken eşinin soyadı ile bilinirken kadın boşandığı an bekarlık soyadına geçince çevre tarafından yeniden bilinir, görünür olmaya çalışıyor. Erkeklerin hiçbir zaman böyle bir zorunluluk durumunda kalmıyor” isyan etti.

KAZANILAN HAKLAR İÇİN MÜCADELE…

Soyadı yasasının kadın mücadelesi açısından önemli bir kazanım olduğunun altını çizen Osmanoğulları, “Biz kadınlar şunu da biliyoruz ki AK Parti hükümetinde tanınmış birçok hakkımız konusunda saldırı yaşıyoruz. Nasıl ki mücadele ile evlendiğimiz adamın soyadını alma zorunluluğumuz kalmadığı gibi; kazanmış olduğumuz tüm haklarımızı ve özgürlüğümüze ilişkin diğer haklarımızı da mücadele ile kazanacağız. Bu konuda asla pes etmeyeceğiz. Diğer mücadele alanlarımızı daha da sıklaştırdık. Bu temel de ben evlendirme memurluğundaki arkadaşlarımla görüştüm. 28 Ocak’ta bu yasanın yürürlüğe girmesine rağmen uygulamaya geçilmemiş. Evlendirme ve nüfus memurluklarında da nasıl bir uygulama yapılacağına dair memurlarında bir bilgisi yok” ifadelerini kullandı. Osmanoğulları, hukuk devletin de böyle bir kanun çıkmasına rağmen yürürlüğe girmemiş olmasını ve ne zaman uygulamaya geçileceğinin bilinmemesi konusunda tepkisini göstererek, sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.