İzmir 2022’de en az 90 işçisini kaybetti

2022’de İzmir’de en az 90 işçinin hayatını kaybettiğini söyleyen A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Türker, “6331 Sayılı Kanun’u doğru bir şekilde uygulayın” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 14.03.54977 01:40
Haber Güncellenme Tarihi: 14.03.54977 01:40
ilksesgazetesi.com

BURCU YANAR

Sultan Gümüş Kaya İle Birinci Sayfa programına konuk olan A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Burcu Türker, Bornova’da 6 kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan vinç kazasını gündemine aldı.

Sözlerine, vinç kazasında hayatını kaybedenleri anarak başlayan Burcu Türker, “Yeni bir yıla erişmenin arifesindeyken işçi ölümleriyle sarsıldı yine yüreklerimiz. Ölüler hep aynı yaşta kalır derler, ateş düştüğü yeri yakar derler… Biz bunları söyleyelim tekrar, işçi kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı, yaralılara şifalar dileyelim. Peki, işverenler ne söyler ölen işçisinin ardından? İş güvenliği ve işçi sağlığı için yapması gerekenleri kulak ardı eden, bunları maliyet ve zaman kaybı gören işverenler; ‘Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir’ mi der acaba?” dedi.

2022’DE EN AZ 1800 İŞÇİ ÖLDÜ

2022’de en az 1800 işçinin hayatını kaybettiğini, İzmir’de ise en az 90 işçinin çalışırken iş cinayetlerine kurban gittiğini vurgulayan Türker, “Bunu üçlü bir saç ayağı gibi düşünün.  Bir tarafta patron ve devlet, diğer tarafta çalışan, tam ortada ise biz yani iş sağlığı ve güvenliği uzmanları.  Sermaye daha fazla kâr ve düşük maliyet için işçi sağlığı ve işçi güvenliği önlemlerini almamayı, devlet ise denetlememeyi tercih ediyor… İş Güvenliği Uzmanları olarak bizler de kanun nazarında işçisiyiz. O yüzden bir tarafız, işçinin yaşam hakkının tarafıyız. Kanun ve ilgili yönetmelikler bize rehberlik, gözetim gibi görevler yükler. Rehberliğin yapılabilmesi için işverenden bu yönde bir talep gelmesi gerekir. Bir iş yapılmadan önce devlet bizden ne ister, benim ne yapmam lazım demesi gerekir ki, iş güvenliği uzmanı rehberlik yapsın” cümlelerine dikkat çekti.

İŞÇİ KELLE KOLTUKTA…

“İş hayatı işveren ve işçi tarifleriyle şekillenir” ifadelerini kullanan Türker, “Kâr amacı güden, elinde bütçesi bulunan, yetkisi olan taraf işverendir, işveren vekilidir. Maliyet olarak görülen, hakları kısıtlanan, ekmeğinin peşinde olan taraf ise işçidir. İşçi kelle koltukta kule vincin tepesine çıkar, teknik yeterliliği olmayan vinç üzerinde yükseltme yapar, hatta güvende olmak için ‘kamp alanı şantiye dışına alınsın’ gibi talepleri olursa kapı bile gösterilir işçiye… Bizim güvenlik kültürü anlayışımız, işverenin güvende ve keyifte olmasıdır. Fakat önlenebilir kazalar, işverenlerin ve vekillerinin risklere karşı önlem almaması sonucu önlenemiyor ve devlet kurumu işverenin insafına bıraktığı iş güvenliği uzmanından işvereni yönetmesini bekliyor” bilgisini paylaştı.

“YALNIZ BIRAKILIYORUZ”

Vinç kazasının yaşandığı inşaatın iş sağlığı ve güvenliğinden sorumlu olan Fikret Kamil Aydın’ın tutuklanmasına ilişkin de konuşan Türker, “İş sağlığı ve güvenliği uzmanları olarak yalnız bırakılıyoruz. Bizler birer günah keçisi değiliz. Meslektaşımızı serbest bırakın. Esas sorumluların peşine düşün ve iş güvenliği uzmanlığı mesleğini işverene hizmet olarak değil, kamu görevi olarak nitelendirerek 6331 Sayılı Kanun’u doğru bir şekilde uygulayın. Patronlarla birlikte kamu yetkilileri de yargılanmalı. Yoksa daha pek çok işçi kardeşimiz hayatını güvensiz ortamlar yüzünden kaybedecek” dedi.

“İŞİ DURDURMA YETKİMİZ YOK”

İş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının çalışma alanı en az bir inşaat işçisi kadar tehlikeli olmasına rağmen aldıkları ücretin çok düşük olduğunu kaydeden Türker, şunları ekledi: “Bizim işi durdurma yetkimiz yok. Tüm karar işverene bırakılmış durumda. Bu yüzden önce işveren eğitilmeli. OSGB’ler yapı denetim gibi çalışmalı. Bakanlık adına çalışma yapmalı. Bizler sadece danışman ve rehberiz. Bakanlık bize destek olmalı. Sistem geliştirilmeli. Denetimler yapılırken uzmanın değil, işverenin denetlendiği Bakanlık yetkilileri tarafından belirtilmeli, farkındalık arttırılmalı.”