Başkan Vardal ‘eşitsiz’ yarışa dikkat çekti

Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Vardal, deprem felaketini ardından lise ve üniversite sınavlarında “haksız rekabet” ve “eşitsiz yarış” olacağını belirtirken Milli Eğitim Bakanlığı’na özel düzenleme çağrısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 03.05.55168 06:50
Haber Güncellenme Tarihi: 03.05.55168 06:50
ilksesgazetesi.com

TENZİLE AŞÇI/ÖZEL HABER

Türkiye Kahramanmaraş merkezli, yaklaşık 50 bin vatandaşın hayatını kaybettiği ve doğrudan 13,5 milyon vatandaşı etkileyen deprem felaketinin yaralarını sarmaya devam ediyor. Arama kurtarma çalışmalarının sona ermesiyle birlikte bölgede yaşayan vatandaşların karşı karşıya kaldığı zor koşullar ve temel yaşamsal ihtiyaçların dahi karşılanamaması ülke gündemine oturmuştu.

Binlerce vatandaş halen barınma, temiz su ve elektrik gibi temel ihtiyaçlardan yoksun bir yaşam sürmeye çalışırken bölgedeki öğrencilerin durumu ve geleceğine ilişkin alınacak önlemler soru işaretlerine neden oldu. Konuya ilişkin İLKSES’e konuşan Eğitim-Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Necip Vardal, bölgedeki öğrencilerin sınava girmesi durumunda “eşitsiz yarışın” olacağının altını çizerken Milli Eğitim Bakanlığı’na “sınavsız giriş” çağrısında bulundu.

SORUN TEŞKİL ETMEZ

İzmir’deki okulların mevcut kapasitesinin gelen öğrenci yoğunluğunu kaldırabilecek durumda olduğunu belirten Vardal, “Şu ana kadar deprem bölgesinden İzmir’e gelen öğrencilerle ilgili bir sıkıntı yansımadı. Gelen öğrenci sayısı konusunda şu ana kadar elimize bütün ilçelere ilişkin veri yok ama Karabağlar’a 170 öğrencinin geldiği söylenmişti. Eğer ki diğer ilçelerde de benzer orandaysa mevcut durumda bir sorun teşkil etmez. Okullarımızın kapasitesi bu öğrencilerin eğitim öğretime devam etmesini sağlar, İzmir’de bir sıkıntı yaşanmaz” dedi.

OKUL YARALARIN SARILMASINI KOLAYLAŞTIRIR

Afet bölgesinden gelen öğrenciler için psikolojik destek verilmesinin önemine dikkat çeken Vardal, iyileşme sürecinde okul ortamının etkisinin de büyük olduğunu belirtti ve “Bununla ilgili psiko-sosyal destek çalışmaları yürütülüyor. Öğrencilerin yaşadığı travmatik sürecin atlatılması ve okula uyumları ile eğitim öğretime devam edebilmeleri için psiko-sosyal destek çalışmaları yürütülüyor. Ancak bu öğrencilerim bu süreci atlatabilmelerinin çok kolay olduğunu söyleyemeyiz. Ama okul, her açıdan yaşanan travmanın, acıların ve yaraların tedavi edilebilmesi için de büyük bir işlev görüyor. Okullar yaraların sarılması için uygun mekanlar. Bir yandan psiko-sosyal destek çalışmaları yürütülürken diğer yandan okuldaki eğitim-öğretim süreci de yaraların sarılmasını kolaylaştıracaktır” diye konuştu.

Deprem bölgesinde barınma ve temiz suya erişim gibi temel yaşamsal gereklilerde dahi sorun yaşanırken o bölgedeki öğrencilerin lise ya da üniversite sınavlarına hazırlanmalarının mümkün olmadığını ifade eden Vardal, özel düzenleme çağrısında bulundu ve “Eğitim-Sen olarak sınavlara karşı genel bir tutumumuz var. Uzun vadede bu sınavların kaldırılmasına ve öğrencilerin istedikleri okullarda eğitim görmesine yönelik bir politika sürdürülmesi gerekmektedir. Buna ilişkin taleplerimizi dillendiriyoruz. Ancak ısa vadede deprem bölgesindeki öğrencilerimizin sınavla olan ilişkilerinde Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin 2.yarıyı derslerinden muaf tutulacağını söyledi ancak bu, tek başına bu sorunu çözecek bir yöntem olarak görülmüyor. 11 ilde kaybettiğiniz öğrenciler, öğretmenlerimiz, ailelerini kaybeden öğrenciler ve okulların durumuna bakıldığında o bölgede sınav gerçeği mümkün değil. Öğrenciler bu koşullarda gerekli bilgilere sahip olsalar bile yaşanan travmalar nedeniyle akademik becerileri gösteremezler. O nedenle Milli Eğitim Bakanlığı bu durumu değerlendiren başka bir yöntem geliştirmeli. Belki de bu yıla mahsus olarak bu öğrencilerin istedikleri okula devamının sağlanabilmesinin koşullarının yaratılması gerekiyor. Yoksa 11 ilde sınava girecek olan binlerce öğrencinin akademik başarıyı göstermeleri mümkün görünmüyor. Oradaki öğrenciler sınav yarışına çok sıfırlı geriden başlıyorlar. O süreci yaşamamış, bölgedeki herhangi bir sorunla baş başa kalmamış öğrencilerle çok eşitsiz bir yarış söz konusu olacak. Bu yarış da doğal olarak o öğrencilerin eşitsiz yarışta akademik başarıyı göstermelerinin önünde ciddi bir engel. O nedenle sınav konusunda ifade edilen yöntem ve çözümlerin, meselenin çözümüne bir katkısı olacağını ya da meseleyi bütünlüklü olarak çözeceğini söylemek mümkün değil. Orada hem lise hem de üniversite sınavına girecek binlerde öğrenci bu eşitsiz ortamda eşitsiz bir şekilde yarışmak zorunda kalacaklar” ifadelerini kullandı.