İstanbul’da doğdu. Babası Halil Saip Bey, annesi Hafize Nuriye Hanım’dır. Aslen Kanlıcalı olan Halil Saip Bey, Evkaf Nezareti kalemi memurlarındandır. Kültürlü bir aileye mensup olan Ali Canip, soyadı kanunu çıktıktan sonra “Yöntem” soyadını aldı. Yazılarında “Ali Canip, Ali Canip Yöntem,” imzasını kullanan yazar, özellikle giriştiği bazı kalem kavgalarında “Yekta Bahir, Celal Sakıp, Gökalp” imzalarını da kullandı.İlköğrenimine Üsküdar’da Gülfem Hatun Mektebi’nde başladı. Orta öğretimini Toptaşı Askeri Rüştiyesinde yaptı. Fransız mektebine devam ettiği sırada babası Selanik’e sürüldü. Aile Selanik’e taşınınca bu şehirdeki Mülkiye İdadisi’ne girdi. Son sınıfta iken, sınavla İstanbul Hukuk mektebine girdiyse de, tekrar Selanik’e dönmek zorunda kaldı. Burada açılan Hukuk mektebine devam etti. Aynı zamanda İttihat ve Terakki Mektebi ile Zıraat Mekteb-i Âlisi’nde dersler verdi. Balkan Harbi’nin patlak vermesi üzerine bu okulu bitiremeden İstanbul’a döndü 

Henüz on beş-on altı yaşlarında iken şiire ilgi duyan Ali Canip önce Muallim Nâci’nin tesiri altında gazel tarzında şiirler yazmış, daha sonra o günkü edebiyat dünyasına hâkim olan Edebiyât-ı Cedîde tarzına yönelmiştir. İlk şiirlerini Selânik’te çıkan Kadın (1908-1909) ve Bahçe (1909) dergilerinde yayımlamış, Fecr-i Âtî topluluğuna mensup olmasına rağmen bu grubun edebî eğilimlerini benimsememiştir. Aruz vezniyle yazdığı şiirlerde Türkçe’yi bu vezne uydurmakta başarı göstermiştir. Ali Canip’in, Genç Kalemler’den (1911) başlayarak Türk Yurdu (1915) ve Yeni Mecmua’da (1917) yayımladığı hece vezninde şiirlerle Beş Hececiler’e takip edecekleri yolu gösterdiği kabul edilir. 1910 yılında Selânik’te çıkmakta olan Hüsn ve Şiir dergisinin adı Genç Kalemler’e çevrilince Ali Canip Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin’le temas kurarak onları da derginin yayımına katılmaya ikna etmiş, böylece “yeni lisan” hareketinin üç ismi bir araya gelmiş, derginin ilk sayısında yer alan beyannâme ile Millî Edebiyat akımı başlamıştır. Genç Kalemler’de millî edebiyat meselesi üzerine çeşitli makaleler yazan Ali Canip, Türkçe’ye Arapça ve Farsça’dan giren tamlamalarla dil bilgisi kaidelerinin kullanılmaması ve yazı dilinde İstanbul Türkçesi’nin esas alınması konularında M. Fuad Köprülü, Cenab Şahabeddin ve Süleyman Nazif’le tartışmalara girmiştir. Polemik türündeki yazılarında Yektâ Bâhir takma adını kullanan Ali Canip, dergi kapanınca “Millî Edebiyat Meselesi” başlığı altındaki yazılarını Türk Yurdu’nda yayımlamıştır. Yeni Mecmua, Türk Sözü, Hak, Güneş, Şair, Âşiyan ve Çınaraltı dergilerinde estetik ve edebiyat konularıyla büyük şahsiyetler üzerine çeşitli yazılar yazmış, birer emek mahsulü olan araştırmaları ise Cumhuriyet’ten sonraki yıllarda Hayat, İstanbul ve Türkiyat Mecmuası’nda neşredilmiştir. Dil ve edebiyatla ilgili tartışmalarında Yekta Bâhir yanında Gök Alp ve Celâl Sâkıb takma adlarını da kullanan Ali Canip, Millî Edebiyat anlayışına karşı çıkanlara ağır cevaplar vermiş, ayrıca Türk edebiyatı tarihi üzerine yaptığı araştırmalarıyla kalıcı hizmetler ortaya koymuştur.