ÖZKAN PEKÇALIŞKAN-ÖZEL HABER
İzmir Tabip Odası Başkanı Op.Dr. Lütfi Çamlı koronavirüs pandemisi ile ilgili alınan yeni tedbir kararlarını değerlendirdi. Gelinen noktayı vahim bir nokta olarak değerlendiren Op.Dr. Çamlı, “Bütün ülkede özellikle ekimin ikinci haftasından sonra artan ancak İstanbul ve İzmir’de çok daha belirgin bir şekilde artan vaka artışlarında salgında şiddetlenme ya da ikinci, üçüncü pik diyebileceğimiz bir durumu yaşıyoruz” dedi.

TEDBİRLER YETERLİ OLMAYACAK

Gerek Türk Tabipler Birliği gerekse İzmir Tabip Odası ve diğer meslek örgütlerinin acilen bir kapanma önerisinde daha önceden bulunduklarının altını çizen Op.Dr. Çamlı, “Bizler yaptığımız basın açıklamasında toplumsal hareketliliğin azaltılması gerektiğini ve hayati önemli iş kolları dışındaki iş alanlarında derhal bir yavaşlama ve durdurulması önerimiz olmuştu. Burada toplumun kırılgan kesimleri diyebileceğimiz; yoksullar, yaşlılar, engelliler ve mülteciler gibi sosyal ve ekonomik açıdan kısıtlı olan kesimin mutlaka korunması gerektiği ve bu kapanmada gelecek olan mağduriyetlerin önlenmesi için birtakım sosyal ve ekonomik paketlerin hayata geçirilmesini de söylemiştik. Şimdi gelinen noktada tedbirler alındı ve hafta sonu bir sokağa çıkma kısıtlaması ve hafta içi saat 21.00’den sonra sokağa çıkma yasağı var. Bu yeterli olur mu? Geldiğimiz pandemi seviyesinde resmi rakamlara göre günlük 30 bin vakanın olduğu, yoğun bakımlarda yer bulunamadığı, hastaların sedye ve acillerde yatak beklediği bir ortamda bu tedbirlerin yeterli olmayacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

TOPLUMSAL YAVAŞLAMA OLMADI

Alınan yeni tedbirlerde toplumsal yavaşlamaya ait bir işaretin olmadığına dikkat çeken Op.Dr. Çamlı, “Hafta sonunu kapatarak bir toplumsal yavaşlama elde edemeyiz. İş hayatı devam ediyor. Toplu taşımaya olan talep aynen devam ediyor. Dolayısıyla bu tedbirler bizim düşündüğümüz tam kapanma ya da toplumsal hareketliliğin azaltılması prensibine çok uymuyor. Önceki duruma göre bir adım atılmış olsa da salgının geldiği düzey göz önüne alındığında bu tedbirlerin salgını yavaşlatmada veya durdurmada önemli bir katkı sağlamayacağını düşünüyoruz. Bir an önce gerçek anlamda bir zorunlu kapanma, hayati sektörler dışında iş hayatında yavaşlama ya da durmanın hayata geçirilmesi gerekir diye düşünüyoruz “şeklinde konuştu.

GECİKMİŞ KARAR ETKİ SAĞLAMAZ

Yeni tedbirlerde kafeler, restoranlar ya da eğlence merkezleri kapanıyor ama AVM’ler hala açık diyen Op.Dr. Çamlı, “Bu tedbirler kısmi bir yavaşlama sağlasa da sonuçlara çok büyük etkisinin olmayacağı kesindir. Bunun için iki üç hafta beklemek durumunda kalmamız sadece gecikmelere ve vakaların artmasına sebep olacaktır. Burada hala ekonomik kaygıların ön planda tutulduğunu düşünüyoruz ama dolayısıyla bizim istediğimiz tam kapanmaya geçişin sağlanamamasının en önemli sebebi ekonomidir. Tam kapanmayı ne kadar önce yapabilirsek pandemiyle mücadele edip, onu geriletmemiz ya da durdurmamız o kadar kolay olacaktır. Ne kadar geç yaparsak artan vaka sayıları ve bulaş oranlarının yükselmesi nedeniyle bunu başarabilmek daha zor olacaktır. Keşke bu tedbirleri ekim ayının ortasında alsaydık. Yeni bir zirveye ulaşmadan belki bunu durdurabilirdik. Ama iki hafta sonra ya da 1 Ocak’ta alınacak tedbirler geç olacaktır. Bir tedbir ne kadar geç alınıyorsa başarılılığı ya da etkinliği o kadar düşüyor. Bir tedbiri almanız kadar onu doğru zamanda en erken zamanda almanız da çok önemli. Yoksa gecikmiş bir karar doğru bile olsa yeterli etkiyi sağlamıyor” ifadelerini kullandı.

YÜK SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA

Op.Dr. Çamlı sağlık çalışanlarının uzun bir süredir tükenme noktasına geldiğine dikkat çektiklerini belirterek, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “ 9 aydır bir iyi yönetilmeyen bir pandeminin yükü sağlık çalışanlarının üzerine kaldı. Bu süreçte pandemide artan vaka sayıları sağlık çalışanlarında da Kovid-19 pozitif sayısını artırdı. Şu anda bütün hastanelerde Kovid-19 pozitif sağlık çalışanı ile personel sıkıntı çekiliyor. Buna karşın artan bir iş yükü var. Buna karşın bir vaka sayısından dolayı yatak sayısında ve acillerde doluluk var. Hasta olarak görevine ara veren sağlık çalışanlarından dolayı personel sıkıntısı çekiliyor. Başından beri söyledik. Sağlık çalışanını koruyamazsak toplumu koruyamayız. Zaten yorulmuş, motivasyonu düşmüş, tükenme noktasına gelmiş bir sağlık çalışanını artan iş yükü nedeniyle daha çok çalıştırdığımız zaman ondan sağlıklı bir hizmet beklememiz çok yeterli olmayacaktır. Derhal çalışma koşullarının ve çalışma saatlerinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Dinlendirilmeleri ve izin hakları tekrar geri verilmelidir. Koruyucu ekipmanları düzenli bir şekilde ve dünya standartlarına uygun bir şekilde tedarik edilmelidir. Sağlık çalışanlarının bir kısmı kendilerine verilen uygun olmayan ekipmanlar yüzünden hasta oldu. Sağlık çalışanlarına düzenli Kovid-19 tarama testleri yapılmalıdır. Her şeyden önemlisi Kovid-19 sağlık çalışanları için meslek hastalığı sayılmalıdır. Bu karar, bu toplumun sağlık çalışanlarına verdiği önemi göstermesi açısından önemli bir durumdur.”