E. ÇAĞLA GENİŞ

Otuz üç yüzyıl öncesinden himayemize bırakılmış olan eşsiz değerde, paha biçilmez bir miras olan Karabel Kaya Anıtı’nın, Batı Anadolu'da benzeri bulunmuyor.

Fakat yıllardır bütünlüğünü korumuş olan Karabel Kaya Anıtı, 2006 yılından sonra insan kökenli tahribata uğramaya başladı. Son 10 yıl içerisinde define avcılarının dinamit yerleştirmek için açtığı deliklerin yarattığı zarara, anıtın neredeyse tamamını aşındırarak yüzey yapısının bozulmasına ve renginin geri dönüşümsüz olarak değişmesine neden olan koroziv madde tahribatı eklendi.

İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI

Anıt şu anki konumuyla doğa ve insan kökenli yıkımın zararlarına açık ve korunmasız halde bulunuyor. Bir grup duyarlı vatandaş tarafından change.org internet sitesi üzerinden başlatılan ve kısa sürede çok sayıda kişinin destek verdiği imza kampanyası ile kayanın gelecek kuşaklara aktarılması ve korunması amaçlanıyor. Öncelikle anıtın yerini belirleyici ve tanıtıcı tabela düzenlemesinin çevre düzenlemesi ile birlikte yapılması, doğanın yıkıcı etkilerinden korumak amacıyla çevre dokuyla uyumlu akılcı bir örtü uygulamasının hayata geçirilmesi ve 24 saat takibi sağlanacak şekilde bir izleme sisteminin kurulması gerekiyor. Gerekenlerin yapılmaması halinde 3 bin 300 yıllık anıtın gelecek kuşaklara ulaşması imkansız görünüyor. Burası Hitit İmparatorluğunun batı sınırını gösteren tek kanıttı. 3 bin 300 yıllık kral rölyefi ve hiyeroglif buradaydı. Anadolu’nun en eski lisanı burada okunmuştu.

YEREL BİR KRALLIĞIN ESERİ

Karabel Kaya Anıtı, İzmir'in Kemalpaşa İlçesi’ni, Torbalı'ya bağlayan Karabel Geçidi'nin kuzey girişinde, karayolunun sol yanında yükselen yamacın üzerinde bulunan düz bir kayaya alçak kabartma tekniğiyle kazınmıştır. Halikarnaslı Herodot, Tarih adlı kitabında, anıtın Mısır Kralı Sesostris'e ithaf edildiğini belirtir. Arkeoloji biliminin yüz elli yıldan uzun bir zamandır ilgilendiği Karabel Kaya Kabarması aslında Herodot'un belirttiği gibi uzak bir imparatorluğun değil, Hitit Devleti'nin vasalı olan Mira Ülkesi'ni yöneten yerel bir krallığın eseridir.

3300 YILLIK TARİH

Kabartmada külah biçimli şapkası ve tunikasıyla profilden betimlenen şahısın sol yanındaki Luvi Hiyeroglifi ile yazılmış yazının “Mira Kralı Tarkasnawa" bölümü J.D.Hawkins tarafından kesin olarak okunabilmiştir. Hitit belgelerinin incelenmesi sonucunda Orta Gediz Vadisi ile Latmos Dağı arasındaki topraklarda bulunan ve Mira Ülkesi olarak anılan bölgeye İ.Ö. 13. yüzyılın son yarısında Kral Tarkasnawa'nın hükmettiği belirlenmiştir. Yüksek, kayalık tepelerle çevrili antik Mira ülkesinin girişinde bir kayaya oyulan 3300 yıllık Kral Tarkasnava rölyefi, Hitit İmparatorluğu’nun uzun zamandır tartışılan batı sınırını gösteren yegane kanıt. Batıda, Anadolu’nun bilinen en eski lisanı Luvice’nin görüldüğü en önemli anıt. Rölyefin yanında kralı tanıtan hiyeroglif yer alıyordu. 1839’da Fransız gezgin Charles Texier’in keşfettiği anıtın önemi dört yıl sonra Çorum Boğazköy’deki kabartmalarla benzerliği fark edilince ortaya çıkmıştı.