Danışan kişi oyunun içinde değil; dışarıda oturuyor ve kendi bilinçaltında oynayan filmin yansımasını sahnede izliyor. Ailelerde kuşaktan kuşağa aktarılan bağları çözümlemek için yapılan aile dizimini Kristal Terapist Serpil Dereli anlattı.

SULTAN GÜMÜŞ KAYA – RÖPORTAJ

‘Siz kenarda uzanacaksınız ve bir yabancı size hayatınızı gösterecek’ denilseydi inanır mıydınız? Veyahut ‘Ailemizin kaderini mi paylaşıyoruz?’ sorusunu hiç yönlendirdiniz mi kendinize? Günümüzün terapi yöntemlerinden biri olarak adlandırılan ‘aile dizimi’ kavramı gündelik hayatın keşmekeşinden ziyade alternatif bir alan yaratıyor; insanları asıl gerçekleriyle yüzleştiriyor. Kimi baş ettiği hastalığın atalarından geldiğini öğreniyor, kimi de yaşadığı travmaların nedenine iniyor… Danışan kişi oyunun içinde değil; dışarıda oturuyor ve kendi bilinçaltında oynayan filmin yansımasını sahnede izliyor. İnsanın kendini dışarıdan izlemesine öncülük eden ve kişinin tüm yönleriyle kendini tanımak için kullanabileceği yöntemlerden biri olan aile dizimini Kristal Terapist Serpil Dereli ile konuştuk.

TAŞLAR KEHRİBAR İLE HAYATIMA GİRDİ

Danışanlarınızın terapisinde kullandığınız doğal taşlara olan ilginiz nasıl başladı?

Yıllar önce ses tellerimden dolayı bir rahatsızlık geçirdim. Doğal taşlar hayatıma bu yol ile girdi. Ameliyattan döndürdü beni. Kehribar ile hayatıma girdi taşlar. Kehribar aslında bir taş değil, fosilleşmiş bir çam reçinesi. Plastikle karışımı çok fazla olanları da var. Bu yüzden dikkat edilmesi lazım. Alan arkadaşlar kesinlikle sertifikalı olmasına dikkat etmeli. Benim ses tellerim bitmiş durumdaydı. Yazarak konuşmaya başlamıştım. Önce bir ses terapi akabinde de ameliyat ile beraber tedavi yoluna girecektim. Bu süreçte tesadüfen kehribar girdi hayatıma. Yolum Kemeraltı’na düştü ve esnaflardan biri kehribar almamı tavsiye etti. 3 ay düzenli olarak kullandım. Ve sesim düzeldi. Demiştim ya hiçbir şey tesadüf değil diye…

Dayandığınız bir bilim dalı var mı? Ve hangi taşın, kime iyi geleceğini nereden bilebiliyorsunuz?

Elbette, tekabül ettiğimiz bir bilim dalı mevcut; Radyestezi. Çakra ve bovis enerjilerini kullanıyoruz. Çakralarımızın bovis enerjilerini ölçüyoruz. Dolayısıyla her çakranın taşı var. Dışarıdan aldığınız bir burç bilekliği ile bizden aldığınız herhangi bir burç bilekliği aynı değil.

Profesyonel anlamda ne kadar süredir bu hizmeti sunuyorsunuz?

Yaklaşık 5 yıldır… Şifalı taşlar her daim hayatımdaydı. Doğal taşlar hakkında özel akademilerden dersler aldım. İlk hocam Tuna Kami’dir. Şu an psikoloji lisans eğitimime devam ediyorum. Hayatımızda insanlar ve taşlar her daim var. Hepimiz birer enerjiyiz zaten. Dolayısıyla bir yerlerden dokunmak gerekiyor. Bizlerde taşlardan başladık… Yaklaşık 6 ay önce ortağımız Nurtaç Temizer ile birlikte SİM Akademi olarak Karşıyaka’da yer aldık. Başlangıçta nefes - kristal terapilerine yöneldik. Ardından taş terapi uygulamaya başladık. Meslektaşım Elif Oral ile birlikte SİM Akademi altında Pure Art olarak yolumuza devam ediyoruz.

KENDİLERİNİ GÖRMEK İÇİN GELİYORLAR

Yapmış olduğunuz terapi yöntemlerine rağbet var mı?

Düzce'de deprem nedeniyle ara verilen eğitim yeniden başladı Düzce'de deprem nedeniyle ara verilen eğitim yeniden başladı

Vatandaşların ilgisi elbette var. Biz aslında bir tedavi uygulamıyoruz. Mevcutta görünen bir tedavi var ise ona yardımcı oluyoruz. Bütüncül ve destekleyici kısmında varız. Kristal yatağımız size aynı anda 30 dakikalık zaman diliminde 3 farklı terapiyi birden veriyor. Bunun birincisi ses, ikincisi renk terapi, üçüncüsü ise kristal taşlardan oluşan taş terapi. Bu 30 dakikalık süre zarfında enerji akışındaki çakralarınıza bakılıyor. Hepsinin birer matematiksel değerleri olmalı. O değerler üzerinden bir seans gerçekleştiriyoruz. Sonrasında nerdeyiz, nasılız, neyi, neden yaşıyoruz gibi bireysel terapi yapılıyor.

İnsanlar buraya neden gelmek istiyor peki?

Kendilerini görmek için… Hepimizin anlamlandıramadığı duygular var. Buraya geldiğinizde bir nevi kendinizi görmeye başlıyorsunuz. Var oluşunuzu fark etmeye başlıyorsunuz. Hiçbir şeyiniz yoksa bile herhangi bir yerinizde enerjilerinizi görmeye başlıyorsunuz. Buraya geldiğinizde aslında potansiyelinizle karşılaşıyorsunuz.

MUHAKKAK BİR İLİŞİKLİK VARDIR

Özellikle son zamanlarda bazı dizi ve filmlerle hayatımıza giren aile diziminden söz açalım. Aile dizimi nedir ve neden bu kadar anlam kazandı?

Aile dizimi psikoterapi yöntemi, aile köklerinden günümüze kadar yaşanan olayların bireyleri etkilediği temeline dayanır. Ailelerde kuşaktan kuşağa aktarılan bağları çözümlemek için vardır. Fakat aile dizimini bizler gerçekleştirmiyoruz. Sadece bu yöntemi uygulayan kişilere ev sahipliği yapıyoruz. Bazen insanlar kendilerini başka yerde, başkalarının çerçevesinde görmek isterler. Çünkü anlamlandıramazlar. Aynı olayı iki kişi yaşar ama farklı hisler uyanır. Aile diziminde insanlar aslında kendilerini, kendi gözleriyle ama başkalarının penceresinden görürler. Mutlaka seçilen temsilcilerde de bir ilişiklikleri olduğu için, geçmişten gelen bir ilişiklikleri olduğu için onları seçerler. Aile dizimi açtırırken de seçtiğimiz kişiler tesadüfen seçilen kişiler değildir. Sizin olmasa bile atalarınızla muhakkak bir ilişiklik vardır… Hayatınızda yaşamak istediğiniz olayları imgeleyerek, hayalle oraya girersiniz. Yani uyumazsınız aslında. Bazen buraya gelen insanlar, ‘Deprem mi oluyor?’ diyerek kalkabilirler yataktan ya da ‘Ben ağladım mı?’ diyerek… Bu mistik ortamdan korkanlar da olabilir elbet. Fakat hepimiz birer enerjiyiz. Ve en kudretli yaratılmışlar olarak insanız, her şeyi de yönlendirebiliriz. Korkmak değil yaşamak lazım. Buraya da kimse tesadüfen gelmez, gerçekten ihtiyacınız olduğu için kapımızı çalarsınız ve biz size dokunuruz. Yeter ki açık olun.

AURANIZDA YIRTIK NEYSE…

Peki, tedaviyi yarıda bırakan, tüm bu gerçeklerden kaçmak isteyen danışanlarınız oldu mu?

Elbette oldu. Ama zaten biz burada her şeyi kapatıp çıkmıyoruz. Auranızda yırtık neyse, tamamlanması gereken enerjiniz neyse, eksik olan neyse ilk seanstan itibaren söylüyoruz. Devam etmek ya da etmemek sizin tercihiniz. Bazen insanlar tek başlarına mücadele etmek istemezler. Bunun için başka et bedenlerden de yardım isterler. Ama bazıları da o potansiyelini fark etmek için kendi ile yüzleşir. Bazen bazı danışanlarımızın seanslarında her şeyin yolunda ilerlediğini gözlemleriz. Enerji akışını görebiliyoruz çünkü. Ama zihin susmuyor. ‘Ben zihnimdeki bu sesten kopamıyorum. Her şey yolunda giderken neden bu zihni susturamıyorum?’ der danışan. Tam o esnada kişiye diyoruz ki, ‘Yapman gereken tek şey ana dönmek.’ Zihni, geçmişi susturmak yine bizden geçiyor.

Birçok terapiyi bir kristal yatak üzerinde gerçekleştiriyorsunuz. Bu yatağın başka ne gibi ayrıcalıkları var?

Tüm hastalıkların temelinde duygusal nedenler vardır. Kristal terapi ile öncelikle kişilerde stres, kaygı, huzursuzluk, yorgunluk, dikkat eksikliği gibi durumlarda rahatlama, iyileşme görüyoruz. Bunun yanında beden ağrıları, bağırsak sorunları, migreni kaygı bozukluğu, bağışıklık düşüklüğünden kaynaklı hastalıklar ve birçok hastalık tedavisine yardımcı olur. Kısaca bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak kişilerde iyileşme sağlar… Tekrardan hatırlatmak isterim ki; biz bir tedavi yöntemi değiliz. Biz tedavideki destekleyici unsuruz. Modern tıbbı asla reddetmiyoruz. Şöyle düşünün, insanlar antibiyotik alırken, o antibiyotiğin işe yarayacağını taşlarla anlatmaya çalışıyoruz.