2023 yılının Türkiye’miz ve Dünyaya sağlık, huzur, birlik, dirlik ve barış getirmesi dileğimiz… 

Yarıladığımız, müjdelerle dolu Hicrî 1444 yılının Milâdî karşılığı 2023’tür. 1444 yılında; Emperyalizme karşı 3 yıl topyekun verdiğimiz Kurtuluş Savaşı, Türkiye’nin bağımsızlığını sağlayan Lozan Barışı ve Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüne denk gelmesi de çok anlamlı olup, geleceğe bir mesaj özelliği taşır. Eski Türk Takvimine göre Tavşan yılına da denk gelmesi her yönden çok hareketli bir yıl olacağının kanıtı... Tavşan yılı; sezgileri güçlü, merhametli, kavgadan uzak duran, adalete önem veren ama koruyamayan, atılımcı özelliklere sahiptir.

Mazlum milletlere örnek olan Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü kutlayacağımız bu dönemde her alanda yapacağımız atılımlar, Ekonomik Kurtuluş Savaşı’nı kazanmak ülkemizi yine örnek yapacaktır. Şimdiye kadar atıl vaziyetteki madenlerin işletilmesi, yeni maden alanlarının bulunması, savunma sanayindeki muhteşem atılımlar ile bu alandaki ithalatın yüzde 80 azaltılması, ihracatın rekor seviyede artması, teşviklerle kadınlarımızın toprak ana ile tekrar buluşması zafere döşenen taşlardır.

Dünyanın kanını asırlardır vampir gibi emerek güçlenen emperyaller, kültür-iletişim yoluyla içimize sızarak, 5.Kol aracılığıyla değerlerimizi erozyona uğratmakta, bukelamuna dönüşen elemanlarıyla toplumda kaos yaratmak için her konuyu sulandırmaktalar.

Türkiye’yi üç yandan kuşatma çabaları Karabağ’da, Güney ve ötesindeki körfezde çökertilirken, Batımıza yapılan yığınaklar; bizim aleyhimize değil, 104 yıl öncesinin hayalini kuran Yunanistan’ın işgaliyle sonuçlanacaktır. Yunanlılara atfedilen ünlü deyiş bu kez dost bildikleri ABD eliyle başlarına geldi: “Quidquid id est, timeo Danaos et dona ferentes/ Ne olursa olsun, hediye verseler de Danaelilerden [Yunanlılardankorkarım…”

Biz geleceğe umutla bakarken, Batı yine dolaylı yoldan vurmaya çalışıyor.  Batı, B.İskender’den itibaren kültür ve medeniyetine konduğu Doğu Devletlerini birbirine düşürerek, savaştırarak güçlendi. Büyük devletler Amerika kıtasının zenginliklerini Avrupa’ya taşırken, aralarında tampon gibi kurulan minik devletler de onları izledi. İtalya-Portekiz-Belçika-Hollanda gibi büyük şehirlerden farksız devletler bile Afrika ve Uzak Doğu’da devasa toprakları sömürgeleştirip, halkı sefalete itti.

I.Dünya Savaşı’nda 5.Kol aracılığıyla parçalanan Osmanlı İmparatorluğu Anadolu bozkırlarına sürülen asli unsuru Türk halkının, 1919-1922 yılları arasında verdiği Kurtuluş Savaşı, ardından Cumhuriyet yönetimi ile yapılan atılımlar her alanda mazlumlara örnek olurken; Atatürk’ün vefatından sonra Türkiye görünürde bağımsız, İngilizlerin sinsi ittifaklarıyla Batı’nın siyasetine alet edildi. 250 yıllık bir geçmişe sahip ABD’nin hoyratça baskılarına boyun eğdi. Ne zaman başını dikleştirip başka alanlarla işbirliği yapsa Askerî Darbelerle, Demokrasi tekeri kırıldı, ekonomisi dışa bağımlı hale geldi.

21. asır başlarında Türkiye geçmişte yaşadıklarını süzgeçten geçirip, öz değerlerine sahip çıkmaya başlayınca; Batı yine 5.Kol dediğimiz iç uzantıları ile saldırmaya başladı. Ekonomide yarattıkları kargaşa ile piyasa zorlanırken, alınan tedbirler sonucunda bütün hamleler boşa çıkartıldı.

Bu kez dolaylı yollardan İç Asya’ya uzandılar. Çin karşısında bocalayan ABD ve dostları Afganistan, Suriye ve işgal altındaki diğer Doğu bölgelerinden çekilirken, yerlerini orayı kolay bırakmayacak Rusya’ya terk ederek intikamlarını aldılar. KGB ajanı Putin, çökmesinden büyük hüzün duyduğu Sovyetler Birliğini tekrar kurmak için her fırsatı kolluyor. Türkiye ve eski uydusu Türk Devletleri ile dost geçinirken, dolaylı yoldan ABD desteğini alıyor. Batı da “Düşmanımın düşmanı, dostumdur” ilkesi doğrultusunda, Türkiye’yi arka cepheden vurmaya çalışıyor. Bu alanda sonuç alamayınca Doğu Avrupa’yı savaş girdabına çekerek kana buladılar. Savaştırdıkları Ukrayna-Rusya, Türkiye ekonomisi için çok önemli bir dayanak olduğundan o kanaldan çökertmeye çalıştılar. Plânları piyasayı etkilese de, yine umdukları sonucu vermedi. Türkiye’nin insanlık için önemini, arabuluculuk ve ezilenleri açlıktan koruyan, göçmenleri kollayan barışçı iyi niyetini bütün Dünya anladı.

Batı’nın yıllardır yok deyip, kendine sakladığı, kara ve denizde fışkıran enerji kaynakları ile Yaratan Türklerin bu çabalarını ödüllendirirken, söndürülmek istenen Türk Ocağının ateşini harlandırdı. 20.asırda iki Dünya Savaşı’nda 100 milyona yakın insanı toprağa gömen Çağdaş küresel medeniyete de ikazını yaptı. Avrupa bugün lidersiz bir halde ABD’nin sultası altına girmiş bulunuyor.

2023’te salt Türkiye’nin değil bütün yakın coğrafyayı ilgilendiren 28. seçim sath-ı mailine girmiş bulunuyoruz. Sonucu etkilemek için dönen tüm tezgâhların farkındayız. Ülkemiz ve insanlık için olumlu sonuçlanması temennimiz.

2023’ten beklentimiz ülkemizdeki birlik ve dirliğin korunarak, ekonomik yangının tamamen söndürülmesi; Türk Devletleri Teşkilâtı ile Batı konusundaki tecrübelerimizin paylaşılması ve uyum içinde hareket edilmesi… Unutmayalım; geçmişimiz geleceğimizin aynasıdır. Birlik, dirlik, verim içinde nice yıllara…